<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Basın Antalya</title>
    <link>https://www.basinantalya.com</link>
    <description>Basın Antalya haber sitesi güncel doğru ve tarafsız sıcak sondakika haberleri sizlerle buluşturuyor.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.basinantalya.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 25 May 2026 03:40:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda idrar kaçırmanın tedavi yöntemleri]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorununun nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorununun nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Toplumda çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu ya da doğum sonrası normal bir durum olarak görülen idrar kaçırma, kadınların sosyal yaşamını ve psikolojik durumunu olumsuz etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Utanma duygusu nedeniyle çoğu zaman gizlenen bu durumun, özgüven kaybından sosyal izolasyona kadar birçok soruna yol açabildiği belirtiliyor. Antalya Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadınlarda idrar kaçırmanın nedenleri, türleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. </p><p>'Sosyal hayatı esir alabiliyor' </p><p>İdrar kaçırmanın yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olmadığını belirten Toktaş, kadınların uzun yolculuklardan kaçınmasına, sosyal ortamlara girememesine, hatta gülmekten ve hapşırmaktan çekinmesine neden olabildiğini ifade etti. Yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bu durumun kontrol altına alınabildiğini ve uygun tedaviyle tamamen iyileşmenin mümkün olabileceğini söyledi. </p><p>'Üç temel tipte görülüyor' </p><p>İdrar kaçırmanın üç temel tipte görüldüğünü belirten Toktaş, 'Stres tipi idrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya ağır kaldırma gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Sıkışma tipi ise aniden gelen ve durdurulamayan tuvalet ihtiyacı ile gelişmektedir. Karışık yani mikst tipte ise her iki durum aynı anda görülmektedir' dedi. Pelvik taban kaslarının zayıflaması, zorlu doğum öyküsü, menopozla birlikte gelişen hormonal değişimler, obezite, kronik kabızlık ve diyabet gibi durumların idrar kaçırmayı tetikleyen başlıca nedenler arasında yer aldığını aktardı. </p><p>'Tedavide ilk adım yaşam tarzı değişikliği' </p><p>Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını ifade eden Toktaş, ilk aşamada cerrahi dışı yöntemlerin tercih edildiğini belirtti. Toktaş, 'Doğru uygulanan pelvik taban egzersizleri idrar sızıntısını belirgin şekilde azaltabilmektedir. Bunun yanında kilo verme, sigaranın bırakılması ve mesane eğitimi gibi yaşam tarzı düzenlemeleriyle yüksek başarı oranları elde edilmektedir. Menopoza bağlı sorunlarda ise lokal tedaviler semptomların hafiflemesine katkı sağlamaktadır' diye konuştu. </p><p>'Cerrahi karar kişiye özel verilmelidir' </p><p>Cerrahi tedavinin, diğer yöntemlerden yeterli sonuç alınamadığında gündeme geldiğini belirten Toktaş, 'Cerrahi karar standart bir uygulama değildir. Hastanın yaşı, fiziksel özellikleri, şikayetlerinin düzeyi ve gelecekteki gebelik planları değerlendirilerek kişiye özel planlama yapılmalıdır. Özellikle stres tipi kaçırmalarda uygulanan askı operasyonları ve organ sarkmasının eşlik ettiği durumlarda tercih edilen onarıcı cerrahiler, detaylı klinik değerlendirme sonrasında belirlenmektedir' ifadelerini kullandı. Gelişen tıp teknolojileri sayesinde operasyonların çoğunlukla kapalı veya minimal invaziv yöntemlerle gerçekleştirildiğini kaydeden Toktaş, hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ve sosyal yaşamlarını yeniden kazanabildiğini sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 10:39:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/05/agency/iha/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri.jpg" type="image/jpeg" length="76403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yeni inşaatı yüzde 30 tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/akdeniz-universitesi-hastanesi-yeni-insaati-yuzde-30-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/akdeniz-universitesi-hastanesi-yeni-insaati-yuzde-30-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yeni binasında inşaat çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. C bloğun yükseldiği inşaatın yüzde 30'u tamamlandı. İnşaat alanını ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, hastanenin tamamlandığında Türkiye'nin en büyük üniversite hastanesi olacağını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi yeni binasında inşaat çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. C bloğun yükseldiği inşaatın yüzde 30'u tamamlandı. İnşaat alanını ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, hastanenin tamamlandığında Türkiye'nin en büyük üniversite hastanesi olacağını vurguladı. </p><p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan yapımı devam eden Akdeniz Üniversitesi Hastanesi inşaat alanını ziyaret ederek İnşaat Koordinatörü Ozan Öz'den bilgi aldı. Rektör Prof. Dr. Özkan'a, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları eşlik etti. Rektör Özkan ve beraberindeki heyet inşaatı detaylıca inceleyip çalışanlarla sohbet etti. </p><p>Burası bir referans hastanesi </p><p>Ziyarete ilişkin konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, '900 yataklı yeni hastanemizi umuyorum 2026 sonu, 2027 başı gibi yüklenici firmamızdan devralmayı planlıyoruz. Burası bir referans hastanesi. Onkolojiden, organ nakline birçok hastalık için Türkiye'nin dört bir yanından hatta dünyadan hasta kabul eden bir merkeziz. Bununla gurur duyuyoruz' dedi. </p><p>Yaklaşık yüzde 30'una yakını tamamlandı </p><p>Yoğun talep karşısında kapasitenin yetmediğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Özkan, 'Yatak kapasitemiz ihtiyaçlarımızı karşılamıyordu. Ve bu anlamda da 900 yataklı hastane bize can suyu gibi gelecek. Özellikle de 400 yataklı yeni yoğun bakım ek servisiyle de hakikaten bizi çok rahatlatacak' diye konuştu. İnşaat çalışmalarının hızla devam ettiğini anlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, 'Yüklenici firmamızdan inşaatın yaklaşık yüzde 30'una yakınının bittiği bilgisini aldık. Umuyorum bundan sonra çok daha hızlı geçecek çünkü ifade ettikleri gibi herhalde en zor kısmı bu kısımdı; bundan sonra daha hızlı ilerleyeceğini umut ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dan aldığımız destekle de daha güçlü, daha hızlı bir şekilde hastanemizi yıl sonunda devralmayı planlıyoruz' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>En büyük üniversite hastanesi olacağız </p><p>Yeni hastane ile birlikte hastanenin yatak kapasitesinin 2 bin 200 olacağını söyleyen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, 'Türkiye'nin en büyük üniversite hastanesi olacağız bitiminde. Antalya ikinci derece deprem bölgesi. Depremle ilgili de birçok tecrübemiz var. Bu bina da depreme dayanıklı, birçok izolatörümüz var. Ve onun yanında da hem bir aşağıda otoparkı hem de yine bir sığınma alanı olarak planladık. İnşallah böyle bir şeye ihtiyaç olmaz ama burası şehrin kalbi. Bu anlamda trafik açısından da büyük bir otopark ve trafik sıkıntısı yaşıyorduk. Hastanenin altındaki otopark ile birlikte bu açıdan da bir rahatlama olacağını umuyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>Betonarmesinin yüzde 50'si tamamlandı </p><p>İnşaat Koordinatörü Ozan Öz ise, 'Şu anda inşaatın toplam metrekaresinin yüzde 30'u tamamlandı. Betonarmesinin de yüzde 50'si tamamlandı. Bizim hedefimiz ileriki bir ay, iki ay içinde daha hızlı bir şekilde bu rakamları yükseltmek. 2026 sonu, 2027 ilk çeyreğine teslim etmeyi planlıyoruz' dedi. </p><p>8 şiddetinde depreme dayanıklı olacak </p><p>İnşaat Koordinatörü Medeni Peker ise, 'Binamızda yaklaşık 480 araçlık kapalı otoparkımız var. 380'e yakın sismik izolatörümüz var. Yani inşaatla ilgili bizim ilerleme programımızda herhangi bir gecikme olmadığı müddetçe inşallah yıl sonu itibarıyla da hizmete açmayı hedefliyoruz. Antalya'da 7.5, 8, 8.5'a şiddetinde olacak bir depremde herhangi bir aksilik yaşamayacak hastanemiz' şeklinde konuştu. </p><p>Rektör Özkan ve beraberindekiler, yeni hastane binasını inşaatını gezdikten sonra yangından etkilenerek tadilata alınan B Blok inşaat alanını da gezdi. Bina hakkında bilgiler alan heyet çalışanlara kolaylıklar diledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yerel, Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/akdeniz-universitesi-hastanesi-yeni-insaati-yuzde-30-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 13:01:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/05/agency/iha/akdeniz-universitesi-hastanesi-yeni-insaati-yuzde-30-tamamlandi.jpg" type="image/jpeg" length="40464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burdur'da okul kantinlerine ve yemekhanelere denetim]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/burdurda-okul-kantinlerine-ve-yemekhanelere-denetim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/burdurda-okul-kantinlerine-ve-yemekhanelere-denetim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince gıda güvenilirliği kapsamında okul kantini ve yemekhanelerine yönelik denetim gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Burdur İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince gıda güvenilirliği kapsamında okul kantini ve yemekhanelerine yönelik denetim gerçekleştirildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Burdur İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan kontrol ekipleri tarafından, il genelinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul kantinleri ve yemekhanelerde 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu çerçevesinde denetimler gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada, vatandaşların güvenilir gıdaya gönül rahatlığıyla ulaşabilmesi amacıyla denetimlerin 7 gün 24 saat esasına göre devam ettiği belirtildi. Gıda güvenilirliğiyle ilgili ihbar ve şikayetlerin 'Güvenilir Gıda' mobil uygulaması üzerinden yapılabileceği, ayrıca Alo 174 Gıda Hattı ile 0501 174 01 74 numaralı telefon üzerinden yetkililere ulaşılabileceği bildirildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yerel, Burdur, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/burdurda-okul-kantinlerine-ve-yemekhanelere-denetim</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 13:32:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/05/agency/iha/burdurda-okul-kantinlerine-ve-yemekhanelere-denetim.jpg" type="image/jpeg" length="76434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık çalışanları, sağlık için filede buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/saglik-calisanlari-saglik-icin-filede-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/saglik-calisanlari-saglik-icin-filede-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da kamu kurumlarını bir araya getiren 'Sağlık İçin Filede Buluşalım' voleybol turnuvası başladı. 30 takımın mücadele edeceği organizasyon, sağlıklı yaşam bilincini artırmayı ve kurumlar arası dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da kamu kurumlarını bir araya getiren 'Sağlık İçin Filede Buluşalım' voleybol turnuvası başladı. 30 takımın mücadele edeceği organizasyon, sağlıklı yaşam bilincini artırmayı ve kurumlar arası dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Antalya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen 'Sağlık İçin Filede Buluşalım' 9. Geleneksel Voleybol Turnuvası başladı. Kamu kurum ve kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda 30 takım mücadele edecek. Turnuvanın açılışı, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Spor Salonu'nda yapıldı. Organizasyonun başlama vuruşunu Antalya İl Sağlık Müdürü Behzat Özkan gerçekleştirdi. Antalya genelindeki kamu kurumlarında görev yapan çalışanları spor aracılığıyla bir araya getirmeyi amaçlayan turnuvanın, kurumlar arası iletişimi güçlendirmesi, dayanışmayı artırması ve sağlıklı yaşam bilincine katkı sağlaması hedefleniyor. </p><p>'Kamu çalışanlarına sporla sağlıklı yaşam çağrısı' </p><p>Açılışta konuşan İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, yoğun çalışma temposu içerisinde görev yapan kamu çalışanlarının sporla buluşmasının önemine dikkat çekerek, 'Bu etkinlik, sağlıklı yaşam bilincinin artırılması, düzenli fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi, kurumlar arası sosyal etkileşimin güçlendirilmesi ve spor kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla düzenlenmektedir. Ayrıca turnuva süresince Sağlık Bakanlığımızın sağlıklı yaşam, hareketli yaşam, bağımlılıkla mücadele, obeziteyle mücadele ve koruyucu sağlık hizmetleri temalarına yönelik farkındalık çalışmaları da gerçekleştirilecektir' dedi. </p><p>Turnuvanın moral ve motivasyon açısından da önemli bir organizasyon olduğunu belirten Özkan, tüm takımlara başarı diledi. Büyük heyecana sahne olan turnuvanın ilk gününde Antalya Barosu ile İnfazsızlar, Delil Avcıları ile ABB Torosların Gücü, Epic ile SGK Denetmenler, Şirinler ile Kepez Dream Team ve Şehir Efsanesi ile Mernis takımları karşı karşıya geldi. Turnuvada dostluk, fair-play ve rekabetin bir arada yaşanacağı belirtildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yerel, Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/saglik-calisanlari-saglik-icin-filede-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 12:41:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/05/agency/iha/saglik-calisanlari-saglik-icin-filede-bulusuyor.jpg" type="image/jpeg" length="78527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana kebabı ve salata ikilisi 'glutatyon' seviyesini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/adana-kebabi-ve-salata-ikilisi-glutatyon-seviyesini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/adana-kebabi-ve-salata-ikilisi-glutatyon-seviyesini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tescilli Adana kebabı ve yanında servis edilen bol yeşillikli salatalar, vücudun en güçlü antioksidanlarından biri olarak gösterilen 'glutatyon' seviyesini destekliyor. Uzmanlar, doğru besin kombinasyonlarıyla tüketilen kebabın sağlıklı hayat açısından önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tescilli Adana kebabı ve yanında servis edilen bol yeşillikli salatalar, vücudun en güçlü antioksidanlarından biri olarak gösterilen 'glutatyon' seviyesini destekliyor. Uzmanlar, doğru besin kombinasyonlarıyla tüketilen kebabın sağlıklı hayat açısından önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti. </p><p>Son yıllarda bağışıklık sistemi, yaşlanma zıttı etkileri ve karaciğer sağlığı üzerindeki olumlu katkılarıyla gündeme gelen glutatyon için birçok kişi dışarıdan takviye ürünlere yönelirken, uzmanlar doğal beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Özellikle kırmızı et ve kaliteli protein kaynaklarıyla birlikte tüketilen sebze ve yeşilliklerin, glutatyon seviyelerinin desteklenmesinde önemli rol oynadığı belirtiliyor. </p><p>Sağlığa faydalı </p><p>Adana'nın en ünlü yemeği olan, coğrafi işaretli 'Adana kebabı', uzun yılardır neredeyse tüm restoranlarda mevsim, soğan, ezme, tablacı salatasının yanı sıra pişmiş soğan, biber, domates gibi ürün ve mezelerle servis ediliyor. Adana kebabı, yanında servis edilen salatalar ile birlikte vücuda sağlık açısından ciddi katkılar sağlıyor. </p><p>Yaşam süresi de yüksek </p><p>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2024 yılında açıkladığı verilere göre de en sağlıklı şehirlerinden birinin Adana olduğu görüldü. Adana'da kadınların ortalama yaşam süresi 81,1 yıl, erkeklerde ise 75, 6 olarak açıklanırken 2025 yılındaki rakamlarda ise çok fazla değişikliğin olmadığı öğrenildi. </p><p>'Beslenme ile glutatyon seviyeleri desteklenmeli' </p><p>Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Glutatyonun vücudun doğal olarak ürettiği en güçlü savunma moleküllerinden biri olduğunu belirterek, 'Karaciğer sağlığı, cilt kalitesi ve yaşlanma zıttı mekanizmalar üzerinde oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz. Dışarıdan glutatyon takviyelerine yönelim var ancak beslenme ile glutatyon seviyelerini desteklemek çoğu zaman göz ardı ediliyor' dedi. </p><p>'Kebap yasak değil, yanında bol salata tüketilmeli' </p><p>Kaliteli protein tüketiminin önemine değinen, Adana kebabının doğru şekilde tüketildiğinde dengeli bir öğüne dönüşebileceğini ifade eden Özbay, 'Kırmızı et, tavuk, balık ve hindi gibi kaliteli protein kaynakları önemli. Ancak bunları tek başına tüketmek yeterli değil. Yanında alınan sebze, yeşillik ve salatalar glutatyon seviyelerini desteklemek açısından çok daha faydalı oluyor. Danışanlarıma hep şunu söylüyorum, kebap yasak değil, tabii ki yiyeceğiz. Izgara olduğu için sorun oluşturmuyor. Ancak yanında bol salata tüketilmeli. Ekmeği azaltıp yeşillik miktarını artırırsak glutatyon seviyelerini daha iyi destekleyebiliriz' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Uzun yaşamanın sırrı kebap ve şalgam' </p><p>Adanalı kebap ustası Yaşar Aydın ise Adana mutfağının tamamen doğal ürünlerden oluştuğunu belirterek, kebap ve şalgamın insanı dinç tuttuğunu savundu. Aydın, 'Bunların hepsi doğal yiyecekler. Kebap kuzu etinden yapılıyor, şalgam havuçtan yapılıyor. Masaya mevsim salatası, soğan piyazı, ezme, çoban salata, biber geliyor. Bunların hepsi doğal ürünler. Yanında da şalgam olunca insan ister istemez dinçleşiyor' dedi. </p><p>Dünyanın birçok yerinden insanların Adana'ya kebap yemek için geldiğini söyleyen Aydın, 'Uzun yaşamanın sırrı kebap ve şalgamdır. Adana eşittir kebap ve şalgam. Biz bu gençliği doğal ürünlerden alıyoruz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Adana, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/adana-kebabi-ve-salata-ikilisi-glutatyon-seviyesini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 09:32:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/05/agency/iha/adana-kebabi-ve-salata-ikilisi-glutatyon-seviyesini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="26921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rektör Özkan 'Bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız']]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/rektor-ozkan-bu-ayin-sonunda-car-t-hucreleri-ile-losemi-ve-lenfoma-tedavilerine-baslayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/rektor-ozkan-bu-ayin-sonunda-car-t-hucreleri-ile-losemi-ve-lenfoma-tedavilerine-baslayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer ilçesinde bir dizi resmi ziyaret ve inceleme programı gerçekleştirdi. Ziyaretlerinde üniversite bünyesinde yürütülen CAR-T Cell'e de (Hücresel Tedavi Merkezi) değinen Rektör Özkan, 'Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer ilçesinde bir dizi resmi ziyaret ve inceleme programı gerçekleştirdi. Ziyaretlerinde üniversite bünyesinde yürütülen CAR-T Cell'e de (Hücresel Tedavi Merkezi) değinen Rektör Özkan, 'Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak' dedi. </p><p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, beraberinde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen ve Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre ile Kemer'de ziyaretlerde bulundu. İlk ziyaretini Kemer Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı Gamze Almalı'ya yapan Rektör Özkan, Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak yeni görevine atanması nedeniyle Başsavcı Gamze Almalı'ya hayırlı olsun dileklerini iletti. </p><p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu'nu da makamında ziyaret eden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite-şehir iş birliğinin güçlü bir örneği olarak Kemer'e kazandırılan Denizcilik Fakültesi ile 300 kişi kapasiteli öğrenci yurdu projesinin mevcut durumunu ve ilerleyen süreçlerini görüştü. Rektör Özkan ve beraberindeki heyet Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz'ı da makamında ziyaret ederek bir süre görüştü. </p><p>Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, güçlendirme ve tadilat çalışmaları devam eden Kemer Uygulama Oteli inşaatını yerinde inceledi. Öğrencilerin sahada deneyim kazanabileceği, turizm ve hizmet sektörüne yönelik sertifikalı eğitimlerin verileceği nitelikli bir uygulama alanı olarak planlanan binada projelendirme çalışmalarının tamamlandığı açıklandı. </p><p>Kemer Göynük Mutfak Sanatları Meslek Yüksekokulunu da ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, akademisyenlerle ve öğrencilerle sohbet ederek çalışmalarında başarılar diledi. Rektör Özkan, Aşçılık Programının aldığı tam akreditasyon nedeniyle Doç. Dr. Adem Arman'ı, akademisyenleri ve öğrencileri tebrik etti. </p><p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer Göynük Fen Lisesi'ni ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Kemer Göynük Fen Lisesi'ni ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan'ı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen, Göynük Fen Lisesi Müdürü Ali Yıldırım, müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler karşıladı. Göynük Fen Lisesi Konferans Salonu'nda öğrencilerle bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, kendi eğitim hayatından plastik cerrahi alanındaki dünyaca ünlü başarılara kadar pek çok konuya değinerek tıp eğitimi ve üniversite tercihleri konusunda öğrencilere tavsiyelerde bulundu. </p><p>'Fen liseleri bilim dünyası için önemli' </p><p>Konuşmasına fen lisesi mezunu bir aileden geldiğini belirterek başlayan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, fen liselerinin bilim dünyası için taşıdığı kritik öneme dikkat çekerek 'Çok güzel bir okulda okuyorsunuz, okulunuzun kıymetini bilin. Üç yıl çok çabuk gelip geçiyor. Burada hem eğlenin hem kendinizi donatın hem de üç yılın sonunda ne yapacağınıza en başta karar verirseniz, işiniz çok daha kolay.' tavsiyelerinde bulundu. </p><p>'Tıp okumak sabır ve çalışma gerektirir' </p><p>Öğrencilerin tıp fakültesi eğitimi hakkındaki sorularını yanıtlayan Rektör Özkan, tıp okumanın zorlu ancak tatmin edici bir süreç olduğunu vurguladı. Başarının anahtarının çalışmak olduğunu ifade eden Rektör Özkan, 'Çalışmadan bir yere geleni hiç görmedim. Geliyorsa da o çok uzun kalmıyor. Tıp fakültesi eğitimi 6 yıl ve zor bir eğitim. Bir insanla ilgili birçok şeyi hâlâ bilmiyoruz. Ama bir iş ne kadar zorsa ve siz onda ne kadar iyiyseniz, o kadar vazgeçilmez olursunuz.' dedi. </p><p>'Seçeceğiniz mesleği yakından tanıyın' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tıp eğitiminin sadece hasta tedavi etmekten ibaret olmadığını, sağlık yönetimi, farmakoloji ve moleküler biyoloji gibi geniş bir yelpazeye yayıldığını belirten Rektör Özkan, öğrencilere önce meslek seçimi yapmalarını önererek, 'Size tavsiyem önce çok istediğiniz mesleği tanıyın. Belki yaz dönemlerinde o mesleğin erbabının yanına giderseniz size çok yardımcı olacaktır.' tavsiyesinde bulundu. </p><p>'CAR-T Merkezi dünyadaki sekizinci merkez' </p><p>Üniversite bünyesinde yürütülen yeni çalışmalara da değinerek CAR-T Cell (Hücresel Tedavi Merkezi) hakkında bilgiler aktaran Rektör Özkan, 'Bildiğiniz üzere vücudumuzda T hücreleri, B hücreleri, nötrofiller ve lenfositler gibi bağışıklık sistemi hücreleri bulunmaktadır. Şu an dünyada sadece 5-6 noktada uygulanan bu tedavi yönteminin sekizinci merkezi biz olacağız. Bize en yakın merkez İsrail'de bulunuyor ve bu tedaviler yaklaşık 1 milyon dolar gibi yüksek maliyetlerle uygulanıyor. Şu an için bu yöntem yalnızca lenfoma ve lösemi vakalarında kullanılabiliyor. Tedavi sürecinde hastadan kan alıyor, içindeki T hücrelerini ayrıştırıyor ve bu hücreleri söz konusu lösemi veya lenfoma türüne karşı laboratuvar ortamında adeta silahlandırıyoruz. Bu hücrelerin hem sayısını hem de etkisini artırdıktan sonra hastaya geri enjekte ediyoruz. Böylece bu modifiye edilmiş T hücreleri, vücutta doğrudan gidip sadece kanserli hücrelerle savaşıyor' dedi. </p><p>'CAR-T merkezi çok yönlü bir merkez' </p><p>CAR-T hücre tedavisi tamamen kişiye özel olduğunu ifade eden Rektör Özkan, 'Hastanın kendi hücresi kullanıldığı için hem çok daha seçici hem de hedef odaklı bir hücresel tedavidir. İnanıyorum ki 20 yıl sonra artık klasik tedavileri değil, bu tür hücresel tedavileri konuşuyor olacağız. Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak. Bu kapsamda dünyada çok az sayıda bulunan öncü merkezlerden biri olacağız. Şu an odaklandığımız merkezimiz sadece kanserle değil, aynı zamanda yapay doku çalışmalarıyla da ilgilenen çok yönlü bir yapıya sahip' dedi. </p><p>'Üniversite tercihi ve şehir avantajı' </p><p>Akdeniz Üniversitesi'nin uluslararası sıralamalarda Türkiye'nin önde gelen kurumları arasında olduğunu hatırlatan Rektör Özkan, tıp ve mühendislik gibi yoğun mesai gerektiren bölümlerde aile yanında okumanın lojistik ve psikolojik avantajlarına vurgu yaptı. </p><p>'Merak eden öğrenci benim için çok kıymetlidir' </p><p>Akdeniz Üniversitesi ile Göynük Fen Lisesi arasında yapılan protokolün öğrencilere ne gibi bir yararı olacağı sorusu üzerine Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, 'Üniversitemizin sunduğu laboratuvar imkânları ve öğretim üyelerimizin desteği çok kıymetli. Bir araştırma yapmak istediğinizde, lisenizdeki laboratuvar imkanlarının ötesinde daha derinlemesine analizlere ihtiyaç duyarsanız, üniversitemizin tüm kapıları sizlere sonuna kadar açıktır. Yeter ki isteyin; hiçbir öğrenciye hayır denmez. Eğer olur da bir engel ile karşılaşırsanız lütfen beni bulun. Merak eden öğrenci benim için çok kıymetlidir ve o merakı her zaman ateşlemek gerekir. Bizim size bu protokolle sunduğumuz en büyük katkıların başında yabancı dil desteği ve gelişmiş laboratuvar imkanları geliyor. Ancak bizim asıl kazanımımız, sizlerin mutluluğu ve başarılarıdır. Sizler güzel işler çıkardıkça biz de mutlu oluyoruz. Belki bir-iki sene sonra üniversitemizde benim öğrencim olacaksınız; sizin gibi başarılı ve meraklı öğrencilerin bizi tercih etmesi bizim için en büyük kazanımdır' dedi. </p><p>Kemer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen ise yaptığı konuşmada Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan'ı Göynük Fen Lisesi'nde misafir etmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Ergen geçtiğimiz haftalarda Göynük Fen Lisesi ile Akdeniz Üniversitesi arasında imzalanan protokol içinde Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan'a teşekkür etti. </p><p>Söyleşi sonunda Rektör Özkan'a günün anlam ve önemine binaen İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen ve Göynük Fen Lisesi Müdürü Ali Yıldırım tarafından plaket takdim edildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/rektor-ozkan-bu-ayin-sonunda-car-t-hucreleri-ile-losemi-ve-lenfoma-tedavilerine-baslayacagiz</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:44:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/05/agency/iha/rektor-ozkan-bu-ayin-sonunda-car-t-hucreleri-ile-losemi-ve-lenfoma-tedavilerine-baslayacagiz.jpg" type="image/jpeg" length="30634"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızını karaciğer nakli beklerken kaybetti, oğlu organ bağışıyla hayata tutundu]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/kizini-karaciger-nakli-beklerken-kaybetti-oglu-organ-bagisiyla-hayata-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/kizini-karaciger-nakli-beklerken-kaybetti-oglu-organ-bagisiyla-hayata-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da yaklaşık 1 yıldır karaciğer nakli için bekleyen 10 yaşındaki Süleyman Taşkesen, 9 yaşındaki bir çocuğun vefatının ardından ailesinin organlarını bağışlamasıyla sağlığına kavuştu. 7 yıl önce aynı hastalık nedeniyle 15 yaşındaki kızını kaybeden Arzu Taşkesen, oğlunun nakil olmasının ardından donör aileye yazdığı mektupta, 'Size o kadar minnettarım ki bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok. Ama artık yüreğimde bir sızı daha var' sözleriyle hem minnetini hem de yaşadığı üzüntüyü dile getirdi. Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise kadavra bağışının önemine dikkat çekerek, 'Bazen aileler ya da hasta yakınları canlı uygun donör bulamıyor. Burada kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da yaklaşık 1 yıldır karaciğer nakli için bekleyen 10 yaşındaki Süleyman Taşkesen, 9 yaşındaki bir çocuğun vefatının ardından ailesinin organlarını bağışlamasıyla sağlığına kavuştu. 7 yıl önce aynı hastalık nedeniyle 15 yaşındaki kızını kaybeden Arzu Taşkesen, oğlunun nakil olmasının ardından donör aileye yazdığı mektupta, 'Size o kadar minnettarım ki bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok. Ama artık yüreğimde bir sızı daha var' sözleriyle hem minnetini hem de yaşadığı üzüntüyü dile getirdi. Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise kadavra bağışının önemine dikkat çekerek, 'Bazen aileler ya da hasta yakınları canlı uygun donör bulamıyor. Burada kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor' dedi. </p><p>Gaziantep'te yaşayan ve 1 yaşındayken karaciğer yetmezliği tanısı konulan 10 yaşındaki Süleyman Taşkesen'in ailesi, yaklaşık 1 yıl önce Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi'ne başvurdu. Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu tarafından değerlendirilen Süleyman, uygun canlı donör bulunamaması nedeniyle kadavra bağışıyla gerçekleşecek nakil için bekleme listesine alındı. Yaklaşık 1 yıldır nakil bekleyen Süleyman için beklenen haber, 2 hafta önce geldi. 9 yaşındaki bir çocuğun vefatının ardından ailesinin organlarını bağışlaması üzerine Taşkesen ailesine uygun karaciğer bulunduğu bildirildi. Gaziantep'te yaşayan aile, haberi aldıkları akşam yola çıkarak Antalya'ya geldi. Süleyman Taşkesen, Antalya'ya ulaştığı sabah Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ve ekibi tarafından ameliyata alındı. Başarılı geçen naklin ardından küçük çocuk, yıllardır mücadele ettiği hastalığın sıkıntılarından kurtulup sağlığına kavuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Aynı aile daha önce kızları için de başvurmuştu, maalesef kaybettik' </p><p>Nakil süreciyle ilgili bilgi veren Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, Süleyman'a 2 hafta önce kadavradan karaciğer nakli gerçekleştirdiklerini belirterek, ailenin yaklaşık 1 yıl önce merkeze başvurduğunu söyledi. Süleyman için uygun canlı donör bulunamadığını anlatan Aliosmanoğlu, 'Biz Süleyman'a 2 hafta önce kadavradan karaciğer nakli gerçekleştirdik. Yaklaşık 1 yıl önce başvuruda bulundular. Uygun canlı donör olmadığı için kadavra listesine almıştık. Uygun canlı donör olmadığını bilerek vurguluyorum. Ülkemizde maalesef kadavra bağışı az, yeterli değil' dedi. </p><p>Aynı ailenin yıllar önce kızları için de karaciğer nakli başvurusunda bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Aliosmanoğlu, 'Birkaç yıl önce yine Süleyman'ın ablası için bize kadavra listesinden karaciğer nakli için başvurmuştu aynı aile. Maalesef o kızımıza kadavra çıkmadığı için onu kaybettik. Ona nakil gerçekleştiremedik ama Süleyman'da Allah'tan böyle bir şansımız oldu' diye konuştu. </p><p>'Vefat eden bir çocuğumuzun karaciğerini Süleyman'a naklettik' </p><p>Vefat eden bir çocuğun ailesinin organ bağışı kararıyla Süleyman'ın nakil şansı bulduğunu ifade eden Aliosmanoğlu, ameliyat sonrası sürecin iyi ilerlediğini söyledi. Aliosmanoğlu, 'Vefat eden bir çocuğumuzun karaciğerini ailesi bağışlamıştı. Biz de iki hafta önce Süleyman'a nakil ameliyatını gerçekleştirdik ve her şey gayet iyi gidiyor. 4-5 gün önce de Süleyman'ı taburcu ettik' ifadelerini kullandı. </p><p>'Kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor' </p><p>Organ bağışının özellikle canlı donör bulunamayan hastalar için hayati önem taşıdığını belirten Aliosmanoğlu, kadavra bağışı konusunda toplumsal duyarlılığın artması gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Aliosmanoğlu, 'Bazen aileler ya da hasta yakınları canlı uygun donör bulamıyor ve burada kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor. Hatta keşke yeterli kadavra bağışı olsa da canlı nakilleri hiç yapmasak diye uğraşıyoruz ama maalesef o hassasiyete ya da o duruma ulaşamadık ülkemizde. Mümkün olduğu kadar bağışı artırmamız gerekiyor, ki çocuklarımız, gençlerimiz normal hayatlarına dönsünler, hayatlarını yaşasınlar. Buradan tüm ülkemize sesleniyoruz, herkesi organ bağışında bulunmaya davet ediyoruz' diye konuştu. </p><p>Türkiye'de yıllık yaklaşık bin 500 ile 2 bin civarında karaciğer nakli gerçekleştiğini aktaran Aliosmanoğlu, buna yakın sayıda hastanın da karaciğer nakli beklediğini belirtti. Aliosmanoğlu, 'Bildiğim kadarıyla yaklaşık 30 bin civarında da böbrek nakli için bekleyen hastamız var. Bunların büyük çoğunluğu diyalizle devam ediyor ve buna bağlı komplikasyonlarla uğraşıyor. Yeterli bağış olduğunda aslında bu listeler erir. Hem karaciğer nakli hem böbrek nakli için umarım kadavra organ bağışında bu sayıları artırırız' ifadelerini kullandı. </p><p>'Beyin ölümü bitkisel hayatla karıştırılmamalı' </p><p>Kadavra bağışının beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılabildiğini anlatan Aliosmanoğlu, beyin ölümünün geri dönüşü olmayan bir durum olduğunu vurguladı. Hasta yakınlarının zaman zaman beyin ölümünü bitkisel hayatla karıştırabildiğini belirten Aliosmanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: </p><p>'Kadavra bağış beyin ölümü olan hastalardan oluyor. Beyin ölümü olan bir insanın geri dönme ihtimali yok. Bu durum ayrıntılı testlerle tespit ediliyor. Hasta yakınlarımız bunu bazen bitkisel hayatla karıştırıyor. 'Yeniden bir umut belki hastamız geri döner ya da canlanır' gibi düşünebiliyorlar ama beyin ölümü tanısı konulduğunda böyle bir ihtimal kesinlikle yok. Bağış olmadığında beyin ölümü olan kişi zaten vefat etmiş oluyor. Ama ailesi organ bağışladığında, o kişinin organları en az 4-5 kişiye yeniden hayat oluyor.' </p><p>Kızını aynı hastalıktan kaybetti, oğluna umut oldu </p><p>Anne Arzu Taşkesen, oğlunun nakil sürecini anlatırken 7 yıl önce aynı hastalık nedeniyle kızlarını kaybettiklerini dile getirdi. Kızına geç kalındığını ve nakil yapılamadığı için onu kaybettiklerini belirten Taşkesen, 'Biz Süleyman için geçtiğimiz kasım ayında nakil işlemleri için başvurduk. Daha önce kızımız için de nakil için başvurmuştuk, 15 yaşındaydı. Ona çok geç kalmıştık ve yetişemedik. Siroz oldu ve kaybettik. Süleyman'da daha bilinçli olduk, erken müdahale etmek istedik' dedi. </p><p>Kendisinin de taşıyıcı olduğunu, genetik bir rahatsızlık nedeniyle canlı donör olmasının risk taşıdığını söyleyen anne Taşkesen, 'Canlı verici olmak istedim ama taşıyıcı olduğum için, genetik bir rahatsızlığım olduğu için bendeki karaciğer de biraz riskli oluyordu. Onun için doktorumuz kadavraya yazdırmak istedi. Biz de kadavra listesine yazdırdık' diye konuştu. </p><p>'Bir çocuktan haber geldi, hemen yola çıktık' </p><p>Nakil olacağı haberini Gaziantep'te aldıklarını anlatan anne Taşkesen, o an hem sevinci hem de başka bir ailenin acısını aynı anda yaşadıklarını söyledi. Taşkesen, 'Bir çocuktan vefat haberi geldi, o çocuğa da çok üzüldük. Gaziantep'teydik, hemen akşam yola çıktık. Sabahında buradaydık ve Süleyman hemen ameliyata girdi. Ameliyat çok şükür çok iyi geçti. Hiç beklemediğimiz bir anda oldu. O çocuğun ailesine bu bağışı yaptıkları için çok teşekkür ediyoruz' dedi. </p><p>'Çocuklarını iki dakika kaybetseler beni anlarlar' </p><p>Organ bağışının sadece bir hastayı değil, bütün aileyi etkileyen bir karar olduğunu vurgulayan Taşkesen, 'İnsan başına gelmeyince anlamıyor. Benim yaşadığımı yaşamaları lazım birinin beni anlaması için. İnsanın çocuğu en değerli şeyi. İki dakika kaybetseler beni anlarlar. Organ bağışı yapmak insanların tek bir kişiyi değil; anneyi, babayı, kardeşi, akrabayı, herkesi ilgilendiriyor. O sadece bir kişi değil; bir aile, bir akraba, bir topluluk. O bizim bir dünyamız. Ameliyat olduğu için çok mutluyuz' ifadelerini kullandı. </p><p>'Sürekli 'Rahat uyumak istiyorum' diyordu' </p><p>Süleyman'ın nakil öncesi ciddi sıkıntılar yaşadığını anlatan anne Taşkesen, oğlunun özellikle kaşıntı ve uyku düzensizliği nedeniyle çok zorlandığını dile getirdi. Sürekli endişe içinde yaşadıklarını belirten Taşkesen, şöyle konuştu: </p><p>'Ne olacak, nasıl olacak, kurtaracak mıyız diye sürekli bir endişe içindeydik. Çok şükür artık çok mutluyuz. Herkesi bilinçli olmaya davet ediyorum. Süleyman'ın nakil öncesi kaşıntıları oluyordu, uyku düzeni yoktu. Uykudan uyanıp sürekli kaşınıyordu. 'Yeter artık, ben bundan kurtulmak istiyorum, rahat uyumak istiyorum, istediğimi yemek istiyorum' diye hep dert yanıyordu. Artık inşallah normal, sağlıklı bir insan olarak hayatına devam edecek.' </p><p>Donör aileye mektup yazdı: 'Bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok' </p><p>Oğluna karaciğeri bağışlanan kişinin bir çocuk olduğunu öğrenince çok üzüldüğünü belirten anne Taşkesen, donör aileye duyduğu minneti bir mektupla dile getirdi. Kendisi de evlat acısı yaşadığı için donör ailenin acısını çok iyi anladığını söyleyen Taşkesen, 'Kimin organ bağışladığını öğrenmek istemiştim. Bir çocuk olduğunu öğrenince çok üzüldüm. Bir yandan ailesine çok teşekkür ediyorum. Onların acısını ben de bir çocuk kaybettiğim için anlıyorum. Böyle bir şey yapmak çok zor bir şey. Çok zor bir şeyi başarmışlar. Hele bir çocuğunun organını bağışlamak çok zor ama bilinçlenmek böyle bir şey' dedi. </p><p>Taşkesen, donör aileye yazdığı mektupta şu ifadeleri kullandı: </p><p>'Merhaba hiç tanımadığım ama acısını yüreğimde hissettiğim can aile. Bundan 7 sene önce ben de karaciğer hastalığından kızımı kaybettim. 15 yaşındaydı, 23 Nisan doğumlu. Doğum günü geldi, kızım 22 oldu. 18 yaşında oğlum, 10 yaşında oğlum ve 8 yaşında kızım var. Süleyman 1 yaşındayken onun da hasta olduğunu öğrendim. Hep onda bir şey olur korkusuyla yaşadım. 10 yaşında yeşil gözlü, hayat dolu bir çocuk Süleyman. Dün bir telefonla Gaziantep'ten çıkıp yeniden buraya yetişmeye çalıştık. İçimde hem korku hem sevinç vardı. Çocuğum iyileşecekti. Sürekli kaşınan, her yerini yara yapan, geceleri uyumayan Süleyman artık deliksiz uyuyacaktı ve büyüyecekti. Size o kadar minnettarım ki. Bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok. Ama artık yüreğimde bir sızı daha var. Süleyman'ın içindeki güzel yürek Can. Allah'ım rahmet eylesin, sizi cennetinde kavuştursun. Allah sizden bin kere razı olsun. Allah'a emanet olun. Süleyman'ın annesi.' </p><p>'7 senedir yüreğimde kızımın ateşiyle yaşıyorum' </p><p>Mektubunda 7 yıl önce kaybettiği kızından da bahsettiğini belirten Taşkesen, 'Kızım 15 yaşındaydı. Çok çektik. O da organ nakli olsaydı belki kurtarabilirdim. 7 sene oldu, 7 senedir yüreğimde onun ateşiyle yaşıyorum. Keşke herkes bilinçlense ve hiçbir çocuk, hiçbir hasta ölmese diyorum' ifadelerini kullandı. </p><p>'10 yıldır çocuğumuz çok çekti' </p><p>Baba Taşkesen de oğlunun yıllardır hastalıkla mücadele ettiğini ve naklin ardından büyük mutluluk yaşadıklarını söyledi. Kızlarını kaybetmenin acısını da taşıdıklarını belirten baba Taşkesen, 'İbrahim hocaya çok teşekkür etmek istiyorum. 10 yıldır çocuğumuz çok çekti. Bizi bu hastalıktan kurtardığı için hocamıza minnettarız. Geceleri çocuğum hiç rahat değildi. Kızımızın da acısı vardı. İbrahim hocaya ve ekibine teşekkür ediyorum' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/kizini-karaciger-nakli-beklerken-kaybetti-oglu-organ-bagisiyla-hayata-tutundu</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:13:51 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/04/agency/iha/kizini-karaciger-nakli-beklerken-kaybetti-oglu-organ-bagisiyla-hayata-tutundu.jpg" type="image/jpeg" length="65891"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Zülfikar'dan hemofilide yerli Ar-Ge çağrısı]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/prof-dr-zulfikardan-hemofilide-yerli-ar-ge-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/prof-dr-zulfikardan-hemofilide-yerli-ar-ge-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi'nde konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, hemofili tedavisinde Türkiye'nin halen ithal ilaçlara bağımlı olduğunu belirterek, 'Hastalarımızı hala ithal ilaçlarla tedavi ediyoruz. Öncü, özgün ve çığır açıcı araştırmalarımızın ürüne dönüşmesi gerekiyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi'nde konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, hemofili tedavisinde Türkiye'nin halen ithal ilaçlara bağımlı olduğunu belirterek, 'Hastalarımızı hala ithal ilaçlarla tedavi ediyoruz. Öncü, özgün ve çığır açıcı araştırmalarımızın ürüne dönüşmesi gerekiyor' dedi. </p><p>Türkiye Hemofili Derneği ile Hemofili Dernekleri Federasyonu iş birliğinde düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi, 15-17 Nisan tarihleri arasında Antalya'nın Belek turizm merkezinde gerçekleştiriliyor. Kongre kapsamında İHA'ya açıklamalarda bulunan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye'nin hemofili tedavisinde ithal ilaçlara bağımlılığını sonlandırması gerektiğini belirterek, yerli araştırma ve geliştirme çalışmalarıyla özgün ilaç üretimine geçilmesinin önemine işaret etti. </p><p>'Hala ithal ilaçlarla hastalarımızı tedavi ediyoruz' </p><p>Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye'nin sağlık alanında önemli bir noktada bulunduğunu ancak tıbbın sürekli gelişen bir alan olduğunu belirterek, bu gelişimin parçası olabilmek için araştırma sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. </p><p>Türkiye'nin hemofili alanında kendi üretim kapasitesini geliştirmesi gerektiğini ifade eden Zülfikar, 'Şu ana kadar hastalarımızı hala ithal ilaçlarla tedavi ediyoruz. Burada öncelik vermemiz gereken hususlardan biri, ülkemizin her alanda olduğu gibi kendi yatırımlarını kendisinin yapması ve ülkemizdeki araştırmacılardan istifade etmesidir. Böylelikle öncü, özgün ve çığır açıcı araştırmalarımız ürüne dönüşebilir' dedi. </p><p>Bu alanda yalnızca hekimlerin değil, farklı disiplinlerden araştırmacıların da birlikte çalışması gerektiğini vurgulayan Zülfikar, sanayi, iş dünyası ve kamu kurumlarının da sürece yatırım yapmasının önem taşıdığını dile getirdi. </p><p>'Sürekli satın alarak bir yere kadar ilerleyebiliyoruz' </p><p>Türkiye'nin sağlık alanındaki birikiminin üretime dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çeken Zülfikar, 'Bu alanda yalnızca biz uzmanlar ve hekimler değil, diğer araştırmacılar da birlikte çalışmalı. Endüstrinin, iş insanlarının ve resmi kurumların da yatırım yapması gerekiyor ki ülkemiz bu alanda yeni ürünler üretebilsin. Aksi halde sürekli satın alarak bir yere kadar ilerleyebiliyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>'Bir kısım hasta ürüne ve tedaviye ulaşmakta zorluk çekiyor' </p><p>Hemofili tedavisinde bazı hastaların ürüne erişimde güçlük yaşayabildiğini belirten Zülfikar, 'Bir noktadan sonra daha ucuz ve daha fazla bulunan ürünlere yönelmek zorunda kalıyoruz. Ülkemizde hastaların bir kısmı ürüne ve tedaviye ulaşmakta da zorluk çekiyor. Sağlıkta çok ilerideyiz, çok şükür, bu yönlerimiz oldukça iyi. Ama tıp burada durmuyor' diye konuştu. </p><p>Tıbbın geldiği noktada yalnızca mevcut uygulamaları sürdürmenin yeterli olmadığını ifade eden Zülfikar, daha ileriye gidilebilmesi için araştırmanın merkezde olması gerektiğini söyledi. </p><p>'Yeni bilgi ancak araştırmayla elde edilir' </p><p>Araştırmanın sağlık alanındaki gelişimin temel unsuru olduğunu vurgulayan Zülfikar, 'Tıbbın daha ileriye gidebilmesi için bizim de mutlaka araştırma sisteminin içinde olmamız gerekiyor. Yeni bilgi ancak araştırmayla elde edilir. Bizim ısrarla söylediğimiz şey, ülkemizde araştırmaları artırmak, araştırmacı sayısını çoğaltmak, onları yüreklendirmek ve onlara güven vermektir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Araştırmacıların yalnızca hasta muayenesiyle sınırlı bir meslek hayatı sürmemesi gerektiğini belirten Zülfikar, bilimsel üretimin fikri mülkiyet ve patent gibi alanlarla da desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Zülfikar, 'Hekimlerimizin yalnızca hasta muayenesiyle sınırlı kalmaması, fikri mülkiyet ve patent gibi alanlarda da kendilerine yeni gelecekler kurması gerekir. Böylece arkalarından önemli meslektaşlarını da bu alana çekebilirler' ifadelerine yer verdi. </p><p>'Bu bir anlayış değişikliğidir' </p><p>Türkiye'de hemofili alanında ticarileşebilecek bir ürün üretme aşamasına gelinip gelinmediğine ilişkin de değerlendirmede bulunan Zülfikar, bu noktada henüz istenilen seviyeye ulaşılmadığını söyledi. Ancak temel bilgi ve uygulama tecrübesinin bulunduğunu vurgulayan Zülfikar, bunun bir zihniyet değişimiyle mümkün olabileceğini dile getirdi. </p><p>Zülfikar, 'Türkiye'nin herhangi bir yerinde hemofilinin ticariye yansıyacak bir ürününü üretme aşamasına gelmiş biri var mı diye sorarsanız, buna 'hayır' derim. Ama bunun temel bilgisine sahip, uygulamadaki bilgi birikimini taşıyan insanlar var mı? Evet, var. Ancak bunu hayata geçirebilmek bir anlayış değişikliğidir, gerçekten bir tarz değişikliğidir. Öncelikle kamuoyunun buna inanması lazım, bu olabilir. Bilim dünyasının buna inanması lazım, bu olabilir. Akademisyenlerimizin de 40 yıllık uzun akademik ömürlerine bu gözle bakmaları ve bunun için çaba göstermeleri gerekiyor. Biz de üniversiteler olarak bu heyecanı duyuyor, sürdürmek istiyoruz. Eminim Sosyal Güvenlik Kurumu da, Sağlık Bakanlığı da bu arzunun içinde. Nitekim Sağlık Bakanlığının da 'Üreten Sağlık' şeklinde bir sloganı var. Onlar da bu isteği taşıyor. Niye olmasın' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/prof-dr-zulfikardan-hemofilide-yerli-ar-ge-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:29:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/04/agency/iha/prof-dr-zulfikardan-hemofilide-yerli-ar-ge-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="96803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada 2 Milyon Türkiye'de 22 Bin Kişi Kolon Kanseri]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/dunyada-yilda-2-milyon-turkiyede-22-bin-kisi-kolon-kanseri-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/dunyada-yilda-2-milyon-turkiyede-22-bin-kisi-kolon-kanseri-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon, Türkiye'de ise 22 bin kişiye kolorektal kanser tanısı konulduğunu belirten uzmanlar, erken teşhis ve düzenli taramanın hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon, Türkiye'de ise 22 bin kişiye kolorektal kanser tanısı konulduğunu belirten uzmanlar, erken teşhis ve düzenli taramanın hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Kolorektal kanser, küresel çapta en yaygın kanser türlerinden biri olarak gösteriliyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon yeni vaka görülürken, Türkiye'de yılda yaklaşık 22 bin kişi bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Bu rakamlar, hastalığın özellikle 50 yaş üstü bireyleri etkilediğini gösterse de, 50 yaş altı genç yetişkinlerde de vaka sayısında belirgin bir artış görülüyor. Türkiye'de özellikle Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da hayat kaybı oranlarında artış gözleniyor. Kolon kanseri erken evrede tespit edildiğinde yüksek oranda tedavi edilebilir olmasına rağmen, geç teşhis durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile kolorektal kanser riski yüzde 30-50 oranında azaltabiliyor ve erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 90'ın üzerine çıkabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, kolon kanserinin nedenleri, korunma yöntemleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi.</p>

<p>50 yaş üstü kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekiyor</p>

<p>Kolorektal kanser, kalın bağırsak ve rektum hücrelerinin kontrolsüz büyümesiyle oluştuğunu ve genellikle poliplerin zamanla kansere dönüşmesiyle başladığını ifade eden Prof. Dr. Alihan Gürkan, 'Kesin nedeni tam bilinmese de, risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, ileri yaş (özellikle 50 yaş üstü), sağlıksız beslenme, obezite, sigara ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn veya ülseratif kolit gibi) yer alır. Bu faktörler hücrelerde genetik değişikliklere yol açarak kanser gelişimini tetikleyebilir' dedi.</p>

<p>Bu belirtileri görmezden gelmeyin</p>

<p>Kolon kanserinin belirtileri genellikle erken evrede belirgin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Alihan Gürkan, 'Belirtiler kişiden kişiye değişebilir, ancak yaygın olan belirtiler, dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (ishal, kabızlık veya dışkı şeklinde incelme), karın ağrısı veya kramplar, açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk ve halsizlik. Bu belirtiler fark edildiğinde doktora başvurmak önemlidir, çünkü erken tanı tedavi şansını artırır' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolon kanserinden korunma yolları</p>

<p>Kolon kanserinden korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Prof. Dr. Alihan Gürkan, 'Kolorektal kanser büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin: Meyve, sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyet uygulayın. Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın. Lifli gıdalar bağırsak sağlığını korur ve kanser riskini düşürür. Sigara ve alkolü bırakın: Sigara içmek kolorektal kanser riskini artırır. Alkol tüketimini minimuma indirin veya tamamen bırakın, çünkü bu maddeler bağırsak hücrelerine zarar verir. Kilonuzu kontrol altında tutun: Fazla kilolar, özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kanser riskini yükseltir. İdeal kilonuza ulaşmak için dengeli beslenme ve hareketli bir yaşamı tercih edin. Düzenli egzersiz yapın: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz bağırsak hareketlerini düzenler ve kanser riskini azaltır. Her gün 30 dakika yürümek bile faydalı olabilir. Tarama testlerini ihmal etmeyin: 45-50 yaşından itibaren düzenli kolonoskopi yaptırın. Erken evrede polip tespiti, kanserin önlenmesini sağlar. Aile öyküsü varsa daha erken başlayın. Su tüketimini artırın ve kabızlıktan kaçının: Bol su içmek ve düzenli tuvalet alışkanlığı edinmek bağırsak sağlığını korur. Kabızlık, uzun vadede risk oluşturabilir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/dunyada-yilda-2-milyon-turkiyede-22-bin-kisi-kolon-kanseri-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/basinantalya-com/uploads/2026/03/agency/iha/dunyada-yilda-2-milyon-turkiyede-22-bin-kisi-kolon-kanseri-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="28078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyet Yapıp Kilo Veremeyenler Dikkat: Sorun Uykunuzda Olabilir!]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/diyet-yapip-kilo-veremeyenler-dikkat-sorun-uykunuzda-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/diyet-yapip-kilo-veremeyenler-dikkat-sorun-uykunuzda-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ: Uyku apnesi sadece horlama değil; trafik kazaları, obezite ve hipertansiyonun da gizli sebebidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uyku apnesi yalnızca gece duyulan bir horlama veya sabah yorgunluğu değil; trafik kazalarından obeziteye kadar pek çok hayati sorunun arkasındaki gizli tehlike olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, uyku apnesi tedavisi gören hastaların hızla kilo verdiğini ve kendilerini 10 yaş daha genç hissettiklerini belirtiyor.</strong></p>

<p>Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından Antalya'da düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi'nde konuşan ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uyku sağlığına dair ezber bozan açıklamalarda bulundu. Karadağ, sağlıklı uykunun bir tercih değil, doğal bir insan hakkı olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>"Sürücü Hatalı Kazaların Yüzde 70'inde Uyku Apnesi Var"</strong> Uyku sırasında solunumun kesilmesinin tüm vücut sistemlerini alarma geçirdiğini belirten Prof. Dr. Karadağ, ertesi güne taşınan yorgunluk ve dikkat dağınıklığının ölümcül sonuçları olabileceği konusunda uyardı. Karadağ, <i>"Trafik kazalarının hemen hemen büyük çoğunluğunda, yani sürücü hataları olan kazaların yüzde 70'den fazlasında uyku apnesi yatmaktadır. Bu hastaların tedavi olmadan araç sürmemeleri gerekir"</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Kilo Verememenin Suçlusu Uykusuzluk Olabilir mi?</strong> Uyku apnesinin hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkları da tetiklediğini aktaran Karadağ, kesin tanının uyku laboratuvarlarında veya son yıllarda yaygınlaşan ev tipi testlerle konulabildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi süreçlerinin hastaların yaşam kalitesini baştan aşağı değiştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Karadağ, sözlerini şöyle tamamladı: <i>"Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar. Birçok diyet yaptığı halde kilo veremeyen kişiler, uyku apnesi tedavisi olduktan sonra birdenbire kilo veriyorlar. Enerjileri ve yaşam sevinçleri artıyor."</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/diyet-yapip-kilo-veremeyenler-dikkat-sorun-uykunuzda-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/basinantalya-com/uploads/2026/03/agency/iha/diyet-yapip-kilo-veremeyenler-dikkat-sorun-uykunuzda-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="14155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızamıkta Aşı Karşıtlığı Çocukları Ölümcül Riske Taşıyor]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda dünya genelinde yeniden yükselişe geçen kızamık vakaları, özellikle çocuklar açısından ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın yıllar sonra bile beyin hasarına yol açabildiğini belirterek, 'Son yıllarda aşı karşıtlığının artması ve çocukların aşılanmaması, bu ölümcül risklerle karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Korunmanın tek yolu aşıdır' dedi.<br />
<br />
Son yıllarda dünya genelinde yeniden yükselişe geçen kızamık vakaları, özellikle çocuklar açısından ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın yıllar sonra bile beyin hasarına yol açabildiğini belirterek, 'Son yıllarda aşı karşıtlığının artması ve çocukların aşılanmaması, bu ölümcül risklerle karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Korunmanın tek yolu aşıdır' dedi.</p>

<p>Dünya genelinde yeniden artış gösteren kızamık vakaları, çocuklar açısından yalnızca hastalık döneminde değil, sonrasında da hayati risk oluşturuyor. Uzun yılların ardından birçok ülkede yeniden görülmeye başlayan vakalar ve buna bağlı ölümler, hastalığın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Üstelik kızamık, yalnızca hastalık döneminde değil, iyileştikten sonraki süreçte de ciddi riskler barındırıyor. Özellikle Covid-19 pandemisinin ardından çocukluk çağı aşılanma oranlarında yaşanan düşüşün, çocuklarda ölümcül seyredebildiği bilinen kızamık vakalarının artmasına yol açtığına dikkat çekiliyor.</p>

<p>Medical Park Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamık vakalarındaki artışın nedenlerini ve hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı.</p>

<p>'Salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır'</p>

<p>Kızamığın, rubeola adı verilen bir virüs hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Ferunda Demir, hastalığın özellikle döküntüyle seyreden ve toplumsal yayılım riski yüksek bir enfeksiyon olduğuna işaret etti. Uzm. Dr. Demir, 'Kızamık hastalığı, rubeola dediğimiz bir virüs hastalığıdır. Özellikle döküntülerle seyreden bir hastalıktır ve salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p>Kızamık virüsünün özellikle kış sonu ve ilkbahar başında salgınlara neden olabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, çocuklar arasında bulaşmanın çoğunlukla damlacık yoluyla gerçekleştiğini belirtti. Demir, 'Öksürmekle, hapşırmakla, bazen fiziksel temasla birbirlerine bulaştırabilirler. Kızamık virüsünün özellikle 20 ve 37 derece arasında canlı olarak yaşadığını biliyoruz ve havada da bir saat kadar asılı kalabiliyor. Bu yüzden de herhangi bir kızamıklı çocuğun bulunduğu ortamda diğer çocuklara bulaşma ihtimali birkaç saat daha devam edebiliyor, çocuk oradan ayrılmış olsa bile' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Yüksek ateşle başlıyor, döküntü tüm vücuda yayılıyor'</p>

<p>Hastalığın kuluçka süresinin genellikle 10 ila 14 gün sürdüğünü belirten Uzm. Dr. Demir, bu sürecin ardından çocuklarda yaklaşık 40 dereceye ulaşabilen yüksek ateş görülebileceğini söyledi. Uzm. Dr. Demir, hastalığın belirtilerini, 'Öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik, gözlerde kızarma gibi semptomlarla gelebilir' sözleriyle anlattı.</p>

<p>Kızamık tanısında ayırt edici bulgulardan birinin ağız içindeki lekeler olduğunu belirten Demir, 'Özellikle hastalığı kapan çocukların bir kısmında yanak iç kısmında, ağız içinde gri renkli koplik lekesi dediğimiz lekelerin olması, hastalığın tanı koydurmada bize çok diagnostik bir veridir. Bu şikayetlerin arkasından 4. ya da 5. günde, boyun arkasından ve kulak arkasından başlayan, tüm vücuda yayılan kırmızı ve kahverengi renkli döküntüler meydana gelir. Bu döküntüler 4-5 gün kaldıktan sonra önce solar, ardından soyularak baştan aşağı kaybolur' diye konuştu.</p>

<p>'Menenjitten zatürreye kadar ağır komplikasyonlara yol açabiliyor'</p>

<p>Kızamığın yalnızca ateş ve döküntüyle sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Demir, ciddi komplikasyonlarla da seyredebileceğini söyledi. Demir, 'Menenjit gelişebilir çocuklarda, orta kulak enfeksiyonu gelişebilir, zatürre bulguları gelişebilir ve çok ağır olan bu durumlar meydana geldiği zaman çocuklarda, hastanelerde yatışlı tedavi gerektirebilen bir hastalıktır' dedi.</p>

<p>Hastalığın sinir sistemi üzerinde de yıkıcı etkiler bırakabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, kızamık geçirildikten sonra bile tehlikenin sona ermediğini kaydetti.</p>

<p>İyileştikten sonra da risk sürüyor: SSPE uyarısı</p>

<p>Uzm. Dr. Ferunda Demir, kızamık virüsünün özellikle beyin dokusunda hasarla seyreden çok ağır bir tabloya da neden olabildiğine dikkat çekerek, 'Hastalık atlatıldıktan sonraki 2-3 yıl içinde beyin dokusunu zedeleyen kızamık virüsü, Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin hasarıyla giden ve ölümcül seyredebilen bir hastalıkla da sonuçlanabilir' ifadelerini kullandı. Bu nedenle kızamığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Demir, hastalığın çocuk sağlığı açısından son derece önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>'Aşılanmama ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor'</p>

<p>Son yıllarda kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin de aşı karşıtlığı olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Demir, 'Son yıllarda özellikle aşı karşıtı kişilerin artması, çocukların aşılanmaması bu tür ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor' dedi.</p>

<p>Türkiye'de uygulanan aşı takvimine ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Demir, kızamık aşısının iki doz halinde uygulandığını belirterek, 'Türkiye'deki aşı şemasında iki doz aşı var. 12. ay ve 4. yaşta. Son yıllarda salgınların artmasıyla birlikte 9. ayda da ek doz bir aşı önerilmekte' diye konuştu.</p>

<p>'Korunmanın tek yolu aşı'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşının kızamığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demir, 'Bizim için korunmanın tek yolu aşı diyoruz. Çünkü birinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 93, ikinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 97'nin üzerinde. Gördüğümüz hastaların çoğunun da aşısız vakalar olduğunu biliyoruz. Bu yüzden çocuklarımızın aşılarının mutlaka yapılmasını tavsiye ediyoruz. Kızamıklı bir çocukla temastan sonra ilk 3 gün içinde de aşının yapılmasını mutlaka öneriyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/basinantalya-com/uploads/2026/03/agency/iha/kizamikta-asi-karsitligi-cocuklari-olumcul-riskle-karsi-karsiya-birakiyor.jpg" type="image/jpeg" length="35527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamileyim Diye Gitti, Beyninde Tümör Çıktı]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta hamilelik şüphesiyle hastaneye başvuran kadının beyninde iyi huylu tümör (prolaktinoma) tespit edildi. İşte şoke eden olayın detayları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş'ta mide bulantısı, baş ağrısı ve adet gecikmesi şikayetleriyle "hamileyim" diyerek hastaneye başvuran kadının tetkiklerinde herkesi şoke eden bir gerçek ortaya çıktı. Genç kadının hamile olmadığı, şikayetlerinin beynindeki iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı belirlendi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel Sular Akademi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu'na başvuran hasta, tipik gebelik belirtileri gösterdiği için bebek beklediğini düşünüyordu. Ancak yapılan ilk muayenede gebelik tespit edilemedi. Bunun üzerine doktorlar, şikayetlere neden olabilecek diğer ihtimalleri değerlendirmek için derinlemesine bir araştırma başlattı.</p>

<p><strong>"Prolaktinoma" Adlı Tümör Tespit Edildi</strong> Hormon testlerinde, beyindeki hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan "prolaktin" hormonunun aşırı yüksek olduğu görüldü. Bunun üzerine çekilen hipofiz MR'ı gerçeği ortaya çıkardı. Op. Dr. Çiftçoğlu süreci şu sözlerle anlattı: <em>"Çektiğimiz beyin MR'ında hastanın hipofiz bölgesinde 'prolaktinoma' dediğimiz bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor."</em></p>

<p><strong>Kanser Riski Yok, İlaçla Tedavisi Mümkün</strong> Hastanın gebelik müjdesi beklerken tümör haberiyle büyük bir şok yaşadığını belirten Dr. Çiftçoğlu, yüreklere su serpen şu açıklamayı yaptı: <em>"Bu tümör iyi huyludur, kanserleşme ihtimali çok düşüktür. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür. Ancak gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hastamız ileri tetkikler sayesinde doğru teşhisi almış oldu."</em></p>

<p>Uzmanlar, hamilelik belirtilerine benzeyen her durumun kesinlikle uzman doktorlar tarafından detaylıca incelenmesi gerektiği konusunda uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kahramanmaraş</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/basinantalya-com/uploads/2026/03/agency/iha/hamileyim-diye-geldi-tumor-teshisi-konuldu.jpg" type="image/jpeg" length="68451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da Organ Bağışı: Emekli Öğretmene İkinci Hayat]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, 'Bu Allah'ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum' diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, 'Bu Allah'ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum' diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı.</p>

<p>Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi'nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu'na Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı.</p>

<p>'10 yıldır nakil bekliyordum'</p>

<p>Organ nakli sürecini paylaşan Yeğenoğlu, 'Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat, sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum. Diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu' dedi.</p>

<p>'Organ nakli caiz'</p>

<p>Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, 'Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah'a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok' diye konuştu.</p>

<p>'Yeniden doğdum'</p>

<p>Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, 'Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Yaşantım sınırlıydı'</p>

<p>Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, 'Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Büyük bir bayram hediyesi oldu'</p>

<p>Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, 'Ben diyorum ki bu Allah'ın bir lütfu. Allah'ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/03/agency/iha/antalyada-kadavradan-organ-bagisi-emekli-ogretmene-bayram-sevinci-yasatti.jpg" type="image/jpeg" length="19597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T'de yerli üretim dönemi başlıyor]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretiminin yapılabileceği Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi, Akdeniz Üniversitesi'nde açıldı. Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde dirençli vakalar için umut olması beklenen merkezde ilk tedavinin 15 Nisan'da uygulanması planlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretiminin yapılabileceği Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi, Akdeniz Üniversitesi'nde açıldı. Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde dirençli vakalar için umut olması beklenen merkezde ilk tedavinin 15 Nisan'da uygulanması planlanıyor. </p><p>Akdeniz Üniversitesi, kanser tedavisinde dünya genelinde en ileri yöntemler arasında gösterilen CAR-T hücre tedavilerinin Türkiye'de üniversite temelli olarak üretilmesi ve klinik uygulamaya alınmasını mümkün kılacak altyapıyı tamamladı. Üniversite bünyesinde kurulan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi'nin, teknik validasyon ve kalite süreçlerinin tamamlanmasının ardından klinik araştırmaların yürütülmesine hazır hale getirildiği bildirildi. </p><p>Merkezde, hematolojik kanserlerin tedavisinde geliştirilen ve yeni nesil CAR-T tedavi yaklaşımları içinde ileri teknolojik altyapısıyla öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet yürütülmesi planlanıyor. Bu gelişmeyle birlikte CAR-T tedavisinin yerli üretimine geçilmesi hedeflenirken, ileri hücresel immünoterapiler alanında dışa bağımlılığın azaltılması yönünde adım atıldı. </p><p>Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezin yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralayacağını söyledi. </p><p>'Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an' </p><p>14 Mart Tıp Bayramı arifesinde önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, büyük heyecan duyduklarını söyledi. Özkan, '14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasının ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihli bir gün olduğunu düşünüyorum' dedi. </p><p>Göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanında birçok araştırma planladıklarını anlatan Özkan, '5 yıl önce göreve başladık. Göreve başladığımız zaman Ömer Hoca'yla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili birçok araştırmaya yönelik planımız vardı. Biz bu planı Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman kendileri destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destek verdiği projenin binası. Akdeniz Üniversitesi olarak her zaman önemli işlere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik' diye konuştu. </p><p>'Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yeni bir tedavi yöntemi var' </p><p>Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde özellikle başarısız tedavilerin ardından yeni bir yöntemin devreye girdiğini belirten Özkan, 'Lösemi, lenfoma, kemik iliği kanserlerinde artık özellikle başarısız olan tedavilerde yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile 8. ülke olma şerefine nail olacak. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilecek, tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade edilecek ve yüzde 95 oranında başarıdan bahsediliyor. Bu anlamda da çok heyecanlıyız. Bir başka heyecanımız da şu; bu metodun yalnızca kan kanserleri için değil, yürüttüğümüz araştırmalarla başka tedavilere de uygulanmasını planlıyoruz' dedi. </p><p>'Yüz binlerce dolarlık tedaviyi Türkiye'de yerli ve milli olarak uygulayacağız' </p><p>Merkezin en önemli yönlerinden birinin yerli üretim altyapısı olduğuna işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: </p><p>'Burada önemli olan şey 8. ülke olmamız ve yüz binlerce dolarlık bir tedavi olması. Bu tedaviyi Türkiye'de yerli, milli olarak uyguluyor olmamız son derece önemli. Türkiye için bunun tarihi bir an olduğunu düşünüyorum. Çünkü kan kanserleriyle başlayıp daha sonra başka kanserlere de evrilecek. Birçok umutsuz hastaya umut olacak. Yüzde 95 başarı oranı, çok büyük bir oran gerçekten.' </p><p>Tedavinin yalnızca hastadan alınan kan örneğinin yurt dışına gönderilmesi şeklinde anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Özkan, Türkiye'de yapılacak işlemin kapsamına dikkat çekti. Özkan, 'Bu kan tamamen burada işleme alınacak. Türkiye'de yaptık denilen yerlerde böyle bir şey gerçekleşmiyor. Onlar kanı alıp yurt dışına göndermişler. Ama tedavi bu değil; o zaman tedaviyi yapmış olmuyorsun. Kanı alacağız, tamamen burada işleme alınacak, çeşitli metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısım bu, yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor, aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha uygun fiyatlara mal oluyor. Dünyada sadece 7 yerde yapılıyor. İnsanların kalkıp da Amerika'ya gitmesine gerek kalmayacak. Çok ciddi şeyler bunlar, bütçeler çok ciddi. Artık bunlara gerek kalmayacak' dedi. </p><p>'Bugün itibariyle tüm altyapı, ekipman ve teknoloji transferi tamamlandı' </p><p>Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise basın toplantısında merkezin altyapı hazırlıklarının tamamlandığını duyurdu. Özkan, 'Aslına bakarsanız 5 yıl önce başladığımız ve hepinizin belki de ismini basından duyduğunuz CAR-T tedavisinin merkezi bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibariyle tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış bulunuyoruz' diye konuştu. </p><p>CAR-T'nin bir immünoterapi yöntemi olduğunu vurgulayan Özkan, 'Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastaların kanları alınacak, laboratuvarda savaşan akıllı hücreler dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç. Yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak. Diğer tarafta klinik kısmında da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak' ifadelerini kullandı. </p><p>'1 Nisan itibariyle validasyon ve ruhsatlandırmanın tamamlanmasını, 15 Nisan'da ilk tedaviyi planlıyoruz' </p><p>Merkezin en önemli yönünün son teknolojiye sahip laboratuvar altyapısı olduğunu belirten Özkan, başarı oranına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Özkan, 'En önemli kısmı, son teknolojiyle olan proteinin bu laboratuvarda bulunması. Başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavinin zaten başarısız olduğu insanlarda bile yüzde 95'in üzerinde bir oran bekleniyor. CAR-T diye bilinen son dönemlerin en güncel tedavisinin bu laboratuvarda uygulanacak olması çok önemli' dedi. </p><p>Laboratuvarın mevcut binadaki kullanım oranına ilişkin bilgi veren Özkan, 'Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar, binanın yaklaşık yüzde 25'ini içerecek. Diğer kısımlarda neler olacak? İleriki dönemde inşallah çok iyi bilinen, maalesef prognozu yani seyri çok kötü olan beyin kanseri gibi tümörler için de kısa zaman içerisinde o proteinlerin transferini, Ar-Ge'sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha da geliştirmeye devam edeceğiz' diye konuştu. </p><p>İlk uygulama takvimini de açıklayan Özkan, 'Aslına bakarsanız çok önemli ve anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. 5 yıllık emeğin inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibariyle tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibariyle validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz. 15 Nisan itibariyle de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz' dedi. </p><p>'Kaybettiğimiz hastalar için kurtuluş yolu olacak' </p><p>Bazı hastalarda mevcut tedavilere rağmen istenen sonucun alınamadığını belirten Özkan, CAR-T tedavisinin özellikle bu hasta grubu açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Özkan, 'Tedavide aslına bakarsanız maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyonlar hem de tedavinin yetersizliğinden kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu yüzden de kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yalnızca Türkiye'den değil, yurt dışından da hasta kabulünün mümkün hale gelebileceğini vurgulayan Özkan, 'Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından gelecek hastalara kapı açılmış olacak. Özellikle bugüne kadar hastalarımızı yurt dışına gönderirken, artık yurt dışından da hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bize en yakın merkez İsrail'de. Ancak Orta Doğu'da ve çevre coğrafyada birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı olacak' ifadelerini kullandı. </p><p>'Vücudun savaşan hücreleri laboratuvarda güçlendirilip yeniden hastaya verilecek' </p><p>Tedavinin bilimsel mekanizmasını da anlatan Özkan, bağışıklık sisteminin kanserle savaşan hücrelerinin laboratuvar ortamında dönüştürülerek yeniden hastaya verileceğini ifade etti. Özkan, 'Vücutta aslına bakarsanız kanserde savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor; ya miktar olarak yeterli olmuyor ya da güçlü olamıyor. Anlaşılacak şekilde anlatayım; savaşan hücreler alınacak. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip o kanser türüne karşı savaşabilecek eklerle donatılacak. Bunlara reseptörler, antijenler deniyor, yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması sağlanacak. Bunun için reaktörler var. Her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bize şu an için 4 tane olacak. Şimdilik yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artırılacak' dedi. </p><p>Bu hücrelerin milyonlarca kez çoğaltılacağını dile getiren Özkan, 'Daha sonra bu hücreler milyonlarca kez çoğaltılacak. Yeterli sayıya ulaştıktan sonra uygun şartlarda, mümkün olan en kısa sürede hastalara verilecek. Bunun özelliği ve güzelliği de burada. Taze olarak hastalara, hiçbir şekilde dondurma işlemi olmadan verilecek. Bu kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek. Bunun dışında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiye özel bir kanser tedavisi olacak' şeklinde konuştu. </p><p>'Amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak' </p><p>Akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin son yıllarda kemoterapinin yan etkilerini azaltmak amacıyla öne çıktığını belirten Özkan, yeni yöntemin temel hedefini şu sözlerle anlattı: </p><p>'Aslında son yıllarda bildiğimiz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, kemoterapilerin yan etkilerini azaltmak için ön plana çıktı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa etkileri var. Onlar için de önlemleri almamız gerekiyor. Çünkü çok kuvvetli askerler veriyorsunuz. O askerlerin sağlıklı yerlere, yani vücudun diğer organlarına saldırmaması için önlem almak gerekiyor.' </p><p>'İlk hedef yıllık 100 hasta, kapasite 150'ye çıkabilecek' </p><p>Merkezin yıllık hasta kapasitesine ilişkin de bilgi veren Özkan, 'Şu andaki hedefimiz yıllık minimum 100 hasta. Bu sayı mevcut teçhizatla 150'ye kadar çıkarılabilir. Hücrenin reaktörlerde çoğaltılması ve işlemin tamamlanması, aldığımız sistemde yaklaşık 7 gün gibi planlanıyor. Bazı hastalarda bu süre 9-10 güne kadar çıkabilir. Bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar artırma potansiyelimiz de bulunuyor. Bu tamamen talebe göre şekillenecek' dedi. </p><p>Tedavinin maliyet boyutuna da değinen Özkan, 'Bu pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha düşük maliyetle yapmayı planlıyoruz. Hesaplarımız bunu gösteriyor. Çünkü yerli tüm imkanlarımızla, devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Bu teçhizat ve teknoloji transferi tamamen bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturuldu. Laboratuvar tamamen devlet imkanlarıyla yapıldı. Diğer kısım ise tamamen üniversite imkanlarıyla hayata geçirildi' diye konuştu. </p><p>'Çocuk hastalara da ulaşacak, sıradaki hedef beyin kanseri' </p><p>CAR-T uygulamasında yaş gruplarına göre farklılıklar bulunduğunu aktaran Özkan, 'Yaş skalası var. Bazı tedavilerde 25 yaş altı, diğerlerinde daha çok erişkin hastalar olacak şu an için. Ama ileriki dönemde yaş aralığı değişecek. Bunlar tamamen araştırmayla ilgili. Mutlaka çocuk kısmına da gelmesi sağlanacak. Çocuklarda zaten daha çok lösemi görülüyor ve onların tedavisi başarılı şekilde yapılıyor. Ancak erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah bu yöntemle çözülecek' dedi. </p><p>Merkezin gelecekte başka kanser türlerine yönelik çalışmalara da ev sahipliği yapacağını belirten Özkan, 'Diğer kanser türleri için de bu merkez bir umut ve çalışma ortamı sağlayacak. En kısa hedefimiz beyin kanseri olan kısım. Teknoloji transferini Kore ve Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen firmalar bunlar. Şu anda kullandığımız teknoloji transferi bu altyapı üzerinden ilerliyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Akdeniz Üniversitesi'nde hizmete açılan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi'nin, yalnızca CAR-T tedavisinin uygulanacağı bir alan değil; araştırma, eğitim ve klinik uygulamayı aynı çatı altında buluşturan ileri biyoteknoloji üssü olması hedefleniyor. Merkezde önümüzdeki süreçte solid tümörlere yönelik yeni nesil milli CAR-T platformlarının geliştirilmesi, kişiselleştirilmiş hücresel tedavi yaklaşımlarının tasarlanması ve gen düzenleme temelli terapilere yönelik araştırmaların yürütülmesi planlanıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 14:06:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2026/03/agency/iha/kanser-tedavisinde-cigir-acan-car-tde-yerli-uretim-donemi-basliyor.jpg" type="image/jpeg" length="78270"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Alper Demirbaş ismi parka verilecek]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/prof-dr-alper-demirbas-ismi-parka-verilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/prof-dr-alper-demirbas-ismi-parka-verilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, organ naklinde rekorlara imza atıp adını tıp tarihine yazdıran ve tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Prof. Dr. Alper Demirbaş’ın adını ilçede bir parka verecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, organ naklinde rekorlara imza atıp adını tıp tarihine yazdıran ve tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Prof. Dr. Alper Demirbaş’ın adını ilçede bir parka verecek.<br />
Türkiye’de ilk doku uyumsuz böbrek nakli, ilk kan grubu uyumsuz böbrek nakli, aynı anda baypas ve böbrek nakli, ilk böbrek-pankreas nakli programı ve Antalya’da ilk kadavra vericili ve canlı vericili<br />
karaciğer naklini gerçekleştiren Demirbaş, geçen yıl ağustos ayında akciğer kanserine yakalandı. İstanbul&amp;#39;daki bir hastanede ameliyat edilen Prof. Dr. Demirbaş, enfeksiyon gelişmesi üzerine Akdeniz<br />
Üniversitesi Hastanesi&amp;#39;ne nakledildi. Yaklaşık 3 haftadır yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Prof. Dr. Demirbaş, geçen hafta hayatını kaybetti.<br />
Prof. Dr. Demirbaş, vasiyeti üzerine sade bir törenle son yolculuğuna uğurlanırken Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, aileye taziye ziyaretinde bulundu. Başkan Uysal, Prof. Dr. Demirbaş’ın<br />
eşi Nilüfer, kızı Alara, oğlu Yağız, kardeşi Prof. Dr. Murat Demirbaş, annesi İnci ve babası Secaattin Demirbaş’a başsağlığı dileğinde bulundu. Uysal, Prof. Dr. Demirbaş ismini ilçede bir parka vermek<br />
istediklerini de dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/prof-dr-alper-demirbas-ismi-parka-verilecek</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2024/02/alper-demirbas.jpg" type="image/jpeg" length="40853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YUNANİSTANLI DOKTORLAR İLK KEZ TÜRKİYE’DE]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/yunanistanli-doktorlar-ilk-kez-turkiyede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/yunanistanli-doktorlar-ilk-kez-turkiyede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marginal Antalya Health Travel Fuarı, 22-23 Nisan günlerinde Antalya’da sağlık turizmi paydaşlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>22-23 Nisan 2024 tarihinde kapılarını Nirvana Cosmopolitan Otel’de açmaya hazırlanan “Marginal Antalya Health Travel Fuarı”, sağlık turizmi sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Türkiye’de bir fuara ilk kez katılacak olan Yunanistanlı doktor ve sağlık kuruluşları sayesinde Türkiye-Yunanistan arasındaki sağlık turizmi ilişkilerinin kuvvetlendirilmesi hedefleniyor.<br />
<br />
<b>YUNANİSTAN’LA BAĞLAR KUVVETLENECEK</b><br />
14 ülkeden yaklaşık 400 kişinin katılması beklenilen fuarda, Türkiye’nin yanı sıra Antalya’nın da tanıtımının yapılması hedefleniyor. Yunanistanlı hekimlerin ilk kez Türkiye’de böyle bir fuara katılacağını söyleyen Marginal Antalya Health Travel Fuarı Koordinatörü Yalçın Avcı, “Yunanistanlı hekimlerin de bu fuara katılmasıyla iki ülke arasındaki sağlık turizmi ağının genişlemesini istiyoruz. Komşu ülkenin bu fuar katılımı sayesinde Türkiye’deki sağlık kuruluşları ve Türk doktorlarıyla iletişim kurması mümkün olacak ve oldukça yakın bir lokasyon olan Yunanistan’dan da hasta almaya başlayacağız” dedi.<br />
<br />
<b>ULUSLARARASI AĞ KURMA FIRSATI</b><br />
Katılımcı diğer ülkeler İngiltere, Almanya, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Rusya, Kosova, Makedonya, Kırgızistan, Çek Cumhuriyeti, Körfez Ülkeleri, Ortadoğu, Bulgaristan ve İsveç’in de katkılarıyla sektörde uluslararası bir ağ kurma fırsatının da sunulduğunu belirten Avcı, “Türkiye'nin sağlık sektöründeki konumunu; yüksek standartlı sağlık hizmetleri, uygun maliyet ve kalite dengesi, tıbbi turizmde çeşitlilik, teknolojik altyapı ve inovasyon, turistik çekicilik, hükümet desteği ve düzenlemeler belirlemektedir. Türkiye'nin sağlık sektörü, uluslararası alanda rekabetçi bir konumda bulunarak hem kaliteli sağlık hizmetleri sunma kapasitesi hem de turistik çekiciliğiyle öne çıkmaktadır” diye konuştu.<br />
<br />
<br />
<b>KALİTELİ SAĞLIK İÇİN EN DOĞRU LOKASYON ANTALYA</b><br />
Antalya’nın sağlık turizmi için ideal bir destinasyon olduğuna vurgu yapan Yalçın Avcı, “Doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve sıcak iklimiyle ünlü bir turistik destinasyon olan Antalya’da sağlık turistleri, tedavilerini alırken aynı zamanda bu güzellikleri keşfetme şansına sahip olabilir.<b> </b>Kaliteli sağlık hizmetleriyle Antalya, modern sağlık tesisleri, deneyimli doktorları ve yüksek standartlarda sağlık hizmetleri sunan kuruluşlarıyla bilinir. Sağlık turistleri, uluslararası standartlarda tedavi almanın güvencesini bulabilir.&nbsp; Ayrıca uluslararası havaalanı ve iyi bir ulaşım altyapısı sayesinde sağlık turistleri rahatça Antalya'ya ulaşabilir” diyerek fuar için neden Antalya’yı tercih ettiklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<img alt="" src="https://basinantalyacom.teimg.com/basinantalya-com/uploads/2024/01/yalcin-avci.JPG" style="width: 1066px; height: 1600px;" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Ekonomi, Sağlık, TURİZM, Antalya</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/yunanistanli-doktorlar-ilk-kez-turkiyede</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2024/01/saglik-turizmi-fua.JPG" type="image/jpeg" length="31919"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[13 YILDA 35 BİN BEBEK VİTALE HASTANESİ’NDE DÜNYAYA GELDİ]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/13-yilda-135-bin-bebek-vitale-hastanesinde-dunyaya-merhaba-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/13-yilda-135-bin-bebek-vitale-hastanesinde-dunyaya-merhaba-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Açıldığı günden bu yana 35 bin bebek dünyaya gelen Vitale Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi hekimleri basın mensuplarıyla bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vitale Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi hekimleri, Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen basın toplantısında, basın mensuplarıyla buluştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlenen basın toplantısında, Vitale Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Ali Fuat Şengör ile Op. Dr. Esra Ünal, Yenidoğan Yoğun Bakım Bölümü’nden Doç. Dr. Ali Annagür basın mensuplarıyla bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda doğum ve kadın hastalıklarının yanı sıra yenidoğan ünitesi hakkında da bilgiler paylaşıldı. Basın mensuplarının sorularının da yanıtlandığı toplantıda, hastanenin özellikli branşları ve yapılan işlem ve operasyonları da anlatıldı.</p>

<p><b>“EN ÇOK DOĞUM YAPILAN HASTANE OLARAK HİZMET VERMEKTEYİZ”</b></p>

<p>Antalya’nın Kepez İlçesi’nde 2010 yılında hizmet vermeye başladıklarını söyleyen Vitale Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Mesul Müdürü ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü hekimlerinden Op. Dr. Ali Fuat Şengör; “Amacımız Antalya’da eksik olan kadın hastalıkları ve doğumla ilgili branş hastanesi açmak ve ihtiyacı karşılamaktı. Yaklaşık 17 yatakla hizmet vermeye başladık. Sonrasında 78 yatağa kadar çıktık. Şuan itibariyle Antalya’da, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden sonra en çok doğum yapılan hastane olarak hizmet vermekteyiz” şeklinde konuştu.<br />
<br />
<b>13 YILDA 35 BİN BEBEK</b><br />
<br />
Normal doğum oranlarının artması için çalışmalar yaptıklarının altını çizen Op. Dr. Ali Fuat Şengör, “Amacımız; kadınlarımızın özellikle normal doğum tercih etmesidir. Doğum fobisini yenerek, normal doğuma teşvik ediyoruz. İlk yıllımızda 565 doğum gerçekleştirdik. Açıldığımızdan bu yana ise; 35 bin bebek hastanemizde dünyaya geldi. Bu her yıl ortalama 2 bin 500 bebek anlamına gelmektedir. Ayda mutlaka üçüz doğumumuz olur, yılda da ortalama 100 tane de ikiz doğum oluyor. Doğum sayılarımız, yenidoğan ayağımızı da kuvvetlendirdiği için Antalya’da en fazla yatak sayısına sahip hastanelerden biri olduk” dedi.<br />
<br />
<b>“1 YILLIK SÜREDE, YÜZDE 15 ÇİFT GEBELİĞİ YAKALAYAMIYOR”</b><br />
<br />
Kısırlığın toplumda sık görülür bir durum olduğunu belirten Op. Dr. Şengör, “Bir yıl boyunca düzenli bir beraberlik olmasına rağmen çocuk sahibi olmayan çiftlere, bebek problemi olan çift diyoruz. Toplumda; 1 yıllık süre zarfında yüzde 15 çift gebeliği yakalayamıyor. Kısırlığın yüzde 65’lik sebebi kadın faktörlerinden kaynaklanıyor. Kısırlığa, yumurtalıklar, tüpler veya rahmin yapısı sebep olabilmektedir. Erkeklerde ise kısırlık; sprem kalitesi, yaş, sigara, alkol tüketimi, ateşli hastalıklar, enfeksiyon, kimyasal maddelerden kaynaklı olabilmektedir. Evlenme ve gebe kalma yaşının giderek ilerlemesi de risk oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.</p>

<p><b>“TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE TÜRK HEKİMLERİ BAŞARILI”</b></p>

<p>Antalya’nın ulaşılabilir bir konumda olması nedeniyle yurtdışından da gebelik umuduyla anne adaylarının kendilerine başvurduklarına vurgu yapan Şengör sözlerine şöyle devam etti: “Türki Cumhuriyetlerden, Rusya’dan ve çevre ülkelerden anne adaylarımız bizlere başvuruyor, gördüğü tedavi sonrasında annelik duygusunu tadıyor. Tüp bebek süreci yaklaşık 3 haftalık sürüyor. Hastalar, hazırlığını yurtdışında yapıp, Antalya’da 3 hafta kaldığında bu süreci tamamlamış oluyor. Türkiye’deki tedaviler yurtdışına göre daha uygun fiyatlı ve Türk hekimleri bu konuda daha başarılı. Teknolojik olarak da Türkiye çevre ülkelerden önde bir yapıya sahip.”<br />
<br />
<b>“DOĞAL DOĞUMLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR YAPIYORUZ”</b><br />
<br />
Hastaların tercihi nedeniyle yüzde 40 oranında normal doğum yüzde 60 oranında sezeryan doğum olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Esra Ünal ise; “Bu nedenle daha çok doğal doğumla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Anne adaylarını psikolojik rahatlatma yönünde gebe okulu düzenledik. Suda doğuma teşvik etmeye çalışıyoruz. Suyun kasların ve doğum üzerindeki rahatlatıcı etkilerinden faydalanmaya çalışıyoruz. Hastanemiz 7/24 çalışmakta ve nöbetçi çocuk hastalıkları ve kadın doğum doktoru hizmet vermektedir. Ameliyathane ekibi de aynı sistemle çalışmaktadır” diye konuştu.<br />
<br />
<b>400 GRAMDAN, 6 KİLO 400 GRAMA KADAR DOĞAN BEBEKLER SAĞLIKLA TABURCU</b><br />
<br />
Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Ali Annagür, hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesi hakkında bilgi vererek, “20 yenidoğan, 4 genel yoğun bakım yatağıyla hizmet veriyoruz. Teknik donanım üst seviyede çalışıyoruz. Hemşirelerimizin her biri, hasta bebeklerimize çocuğu gibi sahiplenerek, mesai kavramını dikkate almadan çalışıyor. 400 gram ağırlığında dünyaya gelen ve başarıyla tedavi edip taburcu ettiğimiz bebeğimiz büyük bir gurur ve motivasyon oldu. Ayrıca 6 kilo 400 gram bebeğimizi de sağlıkla taburcu ettik. Kısırlık tedavisi yapılması nedeniyle de sıklıkla ikiz, üçüz bebeklerimiz oluyor” diye bilgi verdi.</p>

<p>Düzenlenen toplantının ardından katılımcı basın mensuplarıyla beraber fotoğraf çekildi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://basinantalyacom.teimg.com/basinantalya-com/uploads/2023/12/vitale-1.jpeg" style="width: 1600px; height: 1200px;" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/13-yilda-135-bin-bebek-vitale-hastanesinde-dunyaya-merhaba-dedi</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Dec 2023 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2023/12/vitale-3.jpeg" type="image/jpeg" length="37541"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ANTALYA, SAĞLIK TURİZMİ FUARINA  EV SAHİPLİĞİ YAPMAYA HAZIRLANIYOR]]></title>
      <link>https://www.basinantalya.com/antalya-saglik-turizmi-fuarina-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.basinantalya.com/antalya-saglik-turizmi-fuarina-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marginal Antalya Health Travel Fuarı, 22-23 Nisan günlerinde Antalya’da sağlık turizmi rüzgârı estirmeye hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>22-23 Nisan 2024 tarihinde kapılarını açmaya hazırlanan “Marginal Antalya Health Travel Fuarı”, sağlık turizmi sektörüne yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor. 14 ülkeden yaklaşık 400 kişinin katılacağı fuarda, Türkiye ve Antalya’nın da tanıtımının yapılması hedefleniyor.<br />
<br />
<b>TÜRKİYE İLE YURTDIŞI SAĞLIK TURİZMİ PAYDAŞLARI BULUŞACAK</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nirvana Cosmopolitan Hotel &amp; Convention Center’da düzenlenecek fuarın katılımcıları ise 14 ülkeden gelecek olan hastaneler, klinikler, hekimler ve seyahat acentaları olacak. Antalya sağlık turizminin öncülerinin de yer alacağı fuarda, Türkiye ile yurtdışı sağlık turizmi paydaşları buluşacak. Yepyeni işbirliklerinin kurulması planlanan fuarda tanınmış doktorlar ve sektörel konuşmacılar yer alacak, katılımcıları bilgilendirecek.<br />
<br />
<b>SEKTÖRDE ULUSLARARASI BİR AĞ KURMA FIRSATI DA SUNULACAK</b></p>

<p>İngiltere, Almanya, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Rusya, Kosova, Makedonya, Kırgızistan, Çek Cumhuriyeti, Körfez Ülkeleri, Ortadoğu, Bulgaristan ve İsveç’ten gelecek olan katılımcılar yapılacak B2B toplantılar ve özellikli branşlarla ilgili organize edilecek konferanslarla bilgi sahibi olacak. Uluslararası işbirlikleri çerçevesinde yurt dışından gelen doktorlar ve Türkiye'nin öncü sağlık kuruluşları arasında işbirliğini arttırmak amacıyla düzenlenen fuar, sektörde uluslararası bir ağ kurma fırsatı da sunulacak.</p>

<p><b>SUNUM VE EĞİTİMLER DE VERİLECEK</b></p>

<p>Fuarda, yurt dışından katılım sağlayacak hekimlerle katılımcı sağlık kuruluşları özel olarak organize edilmiş 8 ayrı odada; saç ekimi, estetik cerrahi, diş, kanser, tüp bebek, ortopedi, üroloji, psikiyatri gibi alanlarda, hekim ve hasta görüşmelerinin yanı sıra sunum ve eğitimler gerçekleştirilecek. İki gün boyunca katılımcılara sektördeki diğer profesyonellerle tanışma ve işbirliği fırsatları bulma imkânının sunulacağı fuar hem Türkiye’nin hem de Antalya’nın tanıtımına da büyük katkı sunacak.</p>

<p><b>“ÜLKE EKONOMİSİNE KATKIDA BULUNACAK İŞ BİRLİKLERİ OLACAK”</b></p>

<p>Sağlık turizmi sektöründen iş insanları ve yatırımcıların da bulunacağı fuarda; medikal turizmin geleceği, medikal turizmde güncel yaklaşımlar gibi konularda uzmanlar tarafından düzenlenecek panel ve seminerlerin de katılımcılara büyük katkı sunacağını söyleyen Marginal Antalya Health Travel Fuarı Müdürü Selda Kuzu, “Antalya için önemli bir fuar olacak ve ülke ekonomisine önemli oranda katkıda bulunacak işbirliklerine imza atılmasına vesile olacağız” diyerek fuar hakkında bilgi verdi.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://basinantalyacom.teimg.com/basinantalya-com/uploads/2023/12/saglik-turizmi-fuari-1.JPG" style="width: 2000px; height: 1333px;" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Ekonomi, Sağlık</category>
      <guid>https://www.basinantalya.com/antalya-saglik-turizmi-fuarina-ev-sahipligi-yapmaya-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Dec 2023 00:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://basinantalyacom.teimg.com/crop/1280x720/basinantalya-com/uploads/2023/12/saglik-turizmi-fuari-2.JPG" type="image/jpeg" length="66192"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
