Şehrin de rengini siler atar. Antalyaspor'un düşüşü işte tam da Antalya'nın renginden bir renk aldı.
Dünya turizminin gözdesi, futbol turizminin ve kamp organizasyonlarının değişmez adresi. Evet, burası Antalya. Bu şehrin takımından bahsediyoruz.
Dünyaca ünlü futbolcuların gelmek için zamanında yarıştığı, muhteşem tesisi görünce de imza atmaktan hiç çekinmediği günler yaşadı bu kulüp.
Antalyaspor’un ligden düşmesi, benim için sadece bir spor haberi değil. Yıllarca bu kulübün içinde görev yapmış, sevincini de krizini de yaşamış biri olarak bugün hissettiğim şey; büyük bir hayal kırıklığı ve derin bir hüzün.
Çünkü Antalyaspor, Antalya’nın ortak hafızasıdır. Bir maç günü kırmızı beyaza bürünen sokaklardır.
Çocukların ilk kez tribünde heyecan yaşadığı andır.
Bu şehir yıllardır Antalyaspor’u sahiplenmeye çalıştı. Taraftar mücadele etti, emekçiler gecesini gündüzüne kattı, kulüp çalışanları büyük fedakârlıklarla ayakta kalmaya çalıştı. Ancak futbol artık sadece sahada oynanmıyor. Yönetim aklı, sürdürülebilir planlama, doğru kadro yapılanması ve şehirle kurulan bağ da en az skor kadar önemli.
Bugün geldiğimiz noktada suçlu aramak kolay.
Ama asıl yapılması gereken şey, dürüstçe yüzleşmek.
Nerede hata yapıldı?
Neden yıllardır aynı problemler tekrar etti?
Neden bu şehirle kulüp arasında güçlü bir bağ kurulamadı?
Neden Antalya gibi büyük bir potansiyel, futbol anlamında gerçek bir istikrara dönüşemedi?
Çünkü Antalyaspor düşse de bu şehrin futbol sevgisi düşmedi.
İnsanların içindeki umut hâlâ canlı. Ben; Antalyaspor’un yeniden ayağa kalkabileceğine inanıyorum.
Belki bugün sessizlik var.
Belki tribünlerde burukluk hâkim.
Ama Antalya’nın futbol hikâyesi burada bitmemeli.
Çünkü bazı şehirlerin takımı sadece liglerde sahada değil, insanların kalbinde yaşar.
Melis Köse Metin