Altın Portakal 62 yaşında: bir kentin kurduğu, bir kez de kaybettiği festival 24 Ekim'de 63'üncüsü başlıyor. Ama bu festivalin asıl hikâyesi ödül listelerinde değil; üç kez kesintiye uğramış, bir kez tamamen iptal edilmiş bir dayanma biçiminde.

Antalya'nın kültür takviminde tek bir tarih vardır ki kent onu ezbere bilir: Altın Portakal. 63'üncü Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali 24-31 Ekim'de yapılacak. Bu hafta program konuşmak yerine festivalin kendisini konuşmak istiyorum — çünkü Altın Portakal'ın hikâyesi, Antalya'nın kültürle kurduğu ilişkinin en uzun ve en dürüst kaydıdır.

Aspendos'ta başlayan şey

Festival bir film festivali olarak doğmadı. 1960'ların başında Aspendos Antik Tiyatrosu'nda düzenlenen konser ve tiyatro gösterileri vardı; yaz akşamlarında şenlik havasında yapılan, halkın akın ettiği gösteriler. Sinema bu şenliğe 1963'te eklendi ve ilk festival 1964'te yapıldı. Arkasındaki isim, dönemin Antalya Belediye Başkanı Dr. Avni Tolunay'dı. Tolunay'ın yaptığı şey, bugün hâlâ bir marka dersi olarak okutulabilir: kentin simgesi portakalı, denizi, tarihi ve Antalya'da bulunan Venüs heykelini tek bir amblemde birleştirdi. Portakal böylece hem ödülün hem festivalin adı oldu. Bir kentin kendi imgesini kendi festivaline koyması — bugün milyonluk bütçelerle yapılamayan şey, 1964'te bir belediye başkanının sezgisiyle yapıldı. Festivalin bugünkü ödülleri arasında hâlâ bir "Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü" bulunması tesadüf değil.

Altmış iki yılda dört farklı yönetim

Festival 1964'ten 1985'e kadar doğrudan Antalya Belediyesi tarafından yürütüldü. 1978'de programa plastik sanatlar eklendi. 1985'te Belediye Başkanı Yener Ulusoy döneminde Antalya Kültür Sanat Turizm Vakfı kuruldu ve festivali vakıf devraldı; aynı yıllarda Akdeniz ülkelerini kapsayan "Akdeniz Akdeniz" müzik yarışması da Altın Portakal'la birlikte yapıldı. 1989-1994 arasında bir Festival Yürütme Kurulu yönetti; kurulda belediye meclisi üyelerinin yanı sıra turizm kuruluşları ve Antalya Ticaret Odası temsilcileri vardı. 1995'te Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı kuruldu, 2002'den sonra aynı yapı AKSAV adıyla devam etti. Uluslararası kimlik 2005'te geldi; festival 2017'de Uluslararası Film Yapımcıları Dernekleri Federasyonu FIAPF tarafından tanındı. Ödülün heykelciği de değişti: önce Altın Portakal heykelciği, 2008'den sonra sol elinde altın bir portakal tutan Venüs figürü. Yani festival altmış iki yılda dört ayrı yönetim modeli, iki ayrı heykelcik ve bir uluslararası akreditasyon gördü. Bu kadar sık biçim değiştiren bir kurumun ayakta kalması başlı başına bir başarı.

Üç kesinti, tek sebep

Ama bu altmış iki yıl düz bir çizgi değil. Festival üç kez kesintiye uğradı ve üçünde de sebep sinemanın kendisi değildi. 1979 ve 1980'de ülkedeki siyasi ortam nedeniyle ödüller sahiplerine verilemedi. O ödüller otuz yıldan fazla bekledi; ancak 2011'de düzenlenen temsilî bir törenle sahiplerine teslim edildi. Otuz yıl sonra verilen bir ödülün ne anlamı var diye sorulabilir — çok anlamı var: bir kent, borcunu geç de olsa ödediğini kabul etmiş oluyor. 2017 ve 2018'de ulusal yarışmalar yapılmadı. Festival iki yıl ulusal ayağı olmadan sürdü, 2019'da "öze dönüş" söylemiyle yarışmalar geri getirildi. 2023'te ise festival tamamen iptal edildi. Bu, altmış iki yıllık tarihin en sert kırılmasıydı ve üzerinden üç yıl geçmesine rağmen hâlâ konuşulmayı hak ediyor.

2023: on günde kaybedilen festival

  1. festival 7-14 Ekim 2023'te yapılacaktı. Eylül ayının son haftasında, Nejla Demirci'nin yönettiği ve KHK ile kamu görevinden çıkarılan bir doktor ile bir öğretmenin mücadelesini anlatan Kanun Hükmü adlı belgesel, ulusal belgesel yarışma seçkisinden çıkarıldı. Gerekçe olarak belgeselde yer alan bir kişiye ilişkin yargı sürecinin devam ettiği gösterildi. Sonrası hızlı gelişti. Yirmi jüri üyesi — aralarında Demet Akbağ, Ayşegül Aldinç, Onur Saylak, Özcan Alper, Mehmet Günsur, Sema Kaygusuz, Ezel Akay gibi isimler — görevi bıraktı ve filmin seçkiye geri alınmasını koşul koştu. Ulusal uzun metrajdaki yedi filmin ekibi festivalden çekildi; seçkideki sekiz belgeselden altısı ve on dört kısa filmin tamamı yarışmadan çıktı. 28 Eylül sabahı festival yönetimi geri adım attı ve belgeseli seçkiye geri aldı. Aynı gün Kültür ve Turizm Bakanlığı festivalden çekildiğini açıkladı ve belgesel ikinci kez seçkiden çıkarıldı. Ertesi gün Gençlik ve Spor Bakanlığı da desteğini çekti. 29 Eylül akşamı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, festivalin iptal edildiğini duyurdu ve festival yönetmeni ile sanat ekibinin görevine son verildiğini açıkladı. Çıkarıldı, geri alındı, tekrar çıkarıldı, festival iptal edildi. Dört aşama, yaklaşık on gün. Altmış yıllık bir kurumun kırılganlığı o on günde ortaya çıktı: festivali iptal etmek için tek bir imza yetti. Asıl mesele şudur — bir filmin seçkide olup olmaması tartışılabilir; tartışılamaz olan, bütün bir festivalin bu tartışmaya dayanamayacak kadar korunaksız olmasıdır.

Bugün: toparlanmış ama hâlâ korumasız

Festival 2024'te 61. kez Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde yeniden yapıldı; o yıl on bir bölümde seksenin üzerinde film gösterildi. Bu yıl ise tablo daha da güçlü görünüyor. 63. festivalde toplam 11 milyon TL ödül dağıtılacak; Ulusal Uzun Metraj En İyi Film ödülü geçen yılki 3,5 milyon TL'den 5 milyon TL'ye çıkarıldı ve 31 ayrı kategoride ödül verilecek. Ulusal uzun metrajda yarışacak 12 filmin tamamı Türkiye prömiyeri yapacak, bunların sekizi dünya prömiyerini Antalya'da gerçekleştirecek. Jüri başkanlığını Derviş Zaim üstleniyor. Onur Ödülleri Menderes Samancılar ve Tilbe Saran'a, Sinema Emek Ödülleri Abdurrahman Keskiner ve Suzan Kardeş'e, Genç Başarı Ödülleri Cem Yiğit Üzümoğlu ve Leyla Smyrna Cabas'a verilecek. 25-27 Ekim'deki Film Forum on üçüncü kez yapılacak ve bu yıl 269 proje başvurusu aldı. Rakamlar iyi. Ama rakamlar 2023'te de iyiydi.

Festival kimin?

Altmış iki yılın bana öğrettiği şu: Altın Portakal'ın en büyük riski bütçesizlik değil, sahipsizlik. Festival bugün bir belediyenin ev sahipliğinde yürüyor; yarın başka bir yönetim, başka bir konjonktür, başka bir basınç geldiğinde onu koruyacak kurumsal zırh hâlâ görünmüyor.

Üç öneri: Bir: seçki bağımsızlığı yönetmelikle güvenceye alınsın. Hangi filmin seçkiye gireceğine kimin karar verdiği ve bu kararın hangi usulle değiştirilebileceği yazılı olsun. Bugün bu yok; olmadığı için 2023'te bir film üç kez yer değiştirdi. İki: festival özerk bir sanat kuruluna kavuşsun. Belediye ev sahibi olabilir, finansör olabilir; ama sanatsal kararların merciinin siyasi değişimlerden bağımsız, süreli ve denetlenebilir bir kurul olması gerekir. Dünyadaki köklü festivallerin tamamı bu modelle ayakta duruyor. Üç: festivalin hafızası kente kalsın. Altmış iki yıllık afişler, ödül listeleri, fotoğraflar, basın arşivi — bunlar bugün dağınık durumda. Kalıcı bir Altın Portakal arşivi ve sergi alanı, festivali yılda sekiz günlük bir organizasyon olmaktan çıkarıp kentin sürekli bir kurumuna dönüştürür.

Son söz

Bir fotoğrafçı için en kıymetli şey, çekilmiş karenin kendisi değil; arşivdir. Tek bir kare bir anı gösterir, arşiv bir ömrü. Altın Portakal da Antalya'nın altmış iki yıllık arşivi: 1964'te bir belediye başkanının portakalla Venüs'ü yan yana koyduğu günden, 2023'te bir imzayla iptal edildiği geceye kadar her şey orada duruyor. 24 Ekim'de kortej yine yürüyecek. Benim dileğim, bu festivalin altmış üçüncü yılında artık yalnızca iyi filmlerle değil, bir daha kolayca iptal edilemeyecek bir yapıyla anılması.

63. FESTİVAL — KISA KÜNYE

  • 24-31 Ekim 2026 · Antalya

  • Ödül — Toplam 11 milyon TL, 31 kategori. Ulusal Uzun Metraj En İyi Film: 5 milyon TL.

  • Yarışma — Ulusal uzun metrajda 12 film; 8'i dünya prömiyeri. Jüri başkanı: Derviş Zaim.

  • Onur Ödülleri — Menderes Samancılar ve Tilbe Saran — 24 Ekim'deki açılış töreninde takdim edilecek.

  • Film Forum — 25-27 Ekim, 13. kez. Bu yıl 269 proje başvurdu; projelere 1 milyon 450 bin TL katkı.

  • Özel bölüm — "Kökler, Işık ve Kamera!" — savaş ve işgal koşullarında üretmeyi sürdüren sinemacılara ayrıldı.

  • Akreditasyon — Basın ve sektör akreditasyon başvuruları 9 Ekim'de kapanıyor.

Gelecek hafta bu köşede: festival öncesi kentin hazırlığı ve Antalya'nın sinema salonu meselesi.